Rengi tavşan kanı, içilmesi meşk
Değince dudağa bir destan başlar.
Gönülden gönüle inşa olur köşk,
Muhabbet arttıkça zaman yavaşlar,
Doğrulup Rize’den, harmanla gelir,
Yeşilden kızıla yorulan masal...
Bir ince bellide fermanla gelir
Muhabbet tahtına kurulan masal...
Buhurlar yükselir semaver inler,
Sohbet fitilini yakmak isterse...
Cahiller konuşur, arifler dinler,
Zaman bir süzgeçten akmak isterse
Gümüşten bir kaşık, dokunur cama,
Sesi yankılanır, ahşap bir evde.
Işığı can verir, çöken akşama,
Sözün harareti kalır alevde.
Karıştır şekeri dönsün devranın,
Erisin içinden bütün acılar...
Sahibi olursun yolun kervanın
Yeni bir tavafa çıkar hacılar...
Billurdan nesnede yanar kehribar,
Süzülür süzgecin ince telinden.
İçinde saklıdır, sonsuz bir efkar
Sunulur saki’nin zarif elinden...
Dostun meclisinde kurulur tahtı,
Gönüller birleşir aynı nefeste.
Güldürür,insanın karaysa bahtı,
Bedene can gelir köhne kafeste...
Karanfil kokulu sevdalar tüter,
Bardağın içinde hapsolur zaman.
Uzun gecelere çay eşlik eder,
Çıkar başımızdan aşk duman duman.
Itrıyla mest eder yorgun ruhları,
Sığınak olurmuş darda olana.
Aydınlık eyleyip tüm sabahları,
Çay ayna tutarmış yalnız kalana...
Süzgecin telinden süzülür hayal,
Bitmesin bu rüya, sürsün bu fasıl...
Gerçeğe bürünen her türlü muhal,
Çaydaki o sırda saklıdır asıl.
Alevin rengini almış da gelmiş,
İmanda altı’yı süzen ışıltı...
Çelik kalem olup mermeri delmiş,
Mazi’den,ati’yi Süzen ışıltı...
Bakır çaydanlıkta kaynayan hüzün,
Dönüşür neşeye bir zaman sonra...
Yayar ışığını nurlu bir yüzün
Ne efkarın kalır,ne duman sonra...
Süzülen katreler, yakuttan damla,
Boşalır kederler dolar teselli...
Yıkanır düşüncen binbir anlamla;
Çayın kimyasından iksiri belli...
Ne harpler yaşanmış, ne Hanlar gitmiş,
Çaydaki saltanat bakidir halâ!
Niceleri sermayeyi eritmiş
İflas bayrağını germiş kol cola!...
Şekerin raksıyla erir dertlerim,
Bir kaşık sesiyle uyanır feza...
Kendimi çay ile bulur derlerim,
Gelir yamacıma kurulur seza.
İnce belli camda parlar kor rengi,
Sanki bir yangından arta kalan köz.
Ruhun huzur ile bulduğu dengi,
Anlatmaya yetmez ne kalem,ne söz...
Demlikte kaynayan suyun sesinde,
Saklıdır bir ömrün gamı efkarı...
Buhur yükselirken can kafesinde,
Eritir yürekte boranı,karı...
Semaver başında, kurulan hayal,
Dumanıyla uçar, göğün katına.
Ne kederin kalır ne de bir melal,
Binilir sohbetin doru atına...
Biten son bardakla,çalar son keman,
Bir veda şarkısı gibi dökülür...
Durur sanki o an dünyada zaman,
Umut yeleğinden iplik sökülür.
Şair yarasına em olan mısra,
Kalemin ucunda bir damla kandır...
Çaya esir düşmüş hükümdar,kisra
Çayın cazibesi nice yamandır..
Emin çlkli
Emin ÇelikliKayıt Tarihi : 6.2.2026 04:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!