Nice gemiler demirliyor gönlümün limanlarına,
Bir beyaz bayrak astıkları sancaklarına,
Yıkık dökük bazısı, bazısının kalbi kırık,
Fırtınalı gecelerde devam ediyorlar yolculuklarına.
Selamsız geçmiyorlar dağları, ovaları, kasabaları...
Gözler bir silah olsaydı eğer, önce beni vururdu kalbimden.
Bana ateş et ki, dağılsın kırık hatıralar gönlümden.
O bakıştır ki beni darma duman edip yollara düşüren,
Bir hayalin ardında peşi sıra sürükleyen, Mecnun'a çeviren.
Yavaş yavaş tanışıyoruz,
Anlamaya başlar gibiyim seni,
Kendimi anlatmamın bir faydası yok,
Bırak anlamsız kalsın kelimelerim.
Fazla cesur biri değilim,
Ama gösteririm elimden gelen gayreti.
Bu sessizlik çöl rüzgarı bana,
Esmiyor ama dokunuyor ruhuma.
Bir vahadan içiyorum kana kana,
Gecenin yalnızlığı kıvrılıyor yanıma.
Yaşıyorum hatıranı her an düşlerimde,
Nedir bu üzerime atılan balık ağı?
Usul usul dünyama yaklaşan bu dert çağı.
Ben ki anlattığımı sanıyordum belleğimden,
Unutmakla kurtulurum sanıyordum geçmişimden.
Lümpenlik çağında ağlayan bir çocuk gibi,
Kapatma ışıklarını ki belli olsun gölgen.
Hissedebileyim yaşadığını sen beni bilmesen de,
Kapatma kapılarını bir umut belirirken,
Güneş girsin içeri maziyi silemesen de.
Ay süzülürken doğarız yeniden gökyüzünde.
Bir kuvvet, sert esen bir rüzgar gibi itmeli beni,
Korkuyorum bir hiç uğruna kaybetmekten seni.
Durgun sular gibi akıyor ömrümden geçen seneler.
Özlem dolu hatıralar hep aynı nakaratı yineler.
Bitti sanıyorken başlar bu dünya,
Ben ki okyanusta bir adayım.
Sen ise kokusu burnumda tüten bir sardunya.
Çok önde sanma beni, hep arkalardayım.
Meczup bir aşkın peşindeyim,
Ucundan kıyısından dolanarak,
Ama fazla uzaklaşmadan,
Ara sıra görerek de nadiren,
O fırtınalı denize dalmadan da,
Sevebilmek mümkün seni...
Bir gün çıkıp geleceksin uzaklardan,
Eski günlerdeki gibi koşarak yuvana,
Koşturarak bahar yağmurlarında sokaklardan,
Geçerek selam vererek arı kovanlarına.
Artık yanmıyor canım, alıştım ayrılıklara.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!