Bir zamanlar el ele yürüdüğümüz o dik yamaçta,
Şimdi ikimiz de ayrı uçurumların kıyısındayız.
Kelimelerimiz, eskiden bir dua gibi dudaklarımızda,
Şimdi zehirli birer ok olup fırlatılıyor karanlığa.
Ben senin hatıranı bir müze gibi saklarken,
Sen, o müzenin camlarını taşlıyorsun hoyratça.
Ne acı, ne büyük bir tükeniş bu biliyor musun?
Kutsadığımız o "biz"i, bugün sokak köpeklerine yem edişin..
Bir gün aşk dediğimiz o en mahrem dokunuşları,
Şimdi birer suç dosyası gibi savuruşun ortalığa.
Ben senin gülüşünü göğsümde bir nişan gibi taşırken,
Sen, ismimi bir küfür gibi siliyorsun cümlelerinden.
Hangi söz, o eski günlerin hatırını temize çeker?
Birine "sevdim" demek, ona hayat boyu dokunulmazlık zırhı giydirmek değil midir?
Sen şimdi benim üzerine attığın her çamurla,
Aslında kendi ellerini kirletiyorsun, görmüyor musun?
Aşk bittiğinde insan bir nebze olsun asaleti korumalı,
Zira ayrılık, veda etmektir; ihanet etmek değil.
Korkuyorum...
Yarın bir gün bir yabancının gözlerinde beni ararken,
Kendi kurduğun o kötücül dilin içinde boğulmandan.
Çünkü insan, en çok kendi tükürdüğü yerden vurulur,
Ve bir sevgili, sadece gidişiyle değil;
Ardından kurduğu o çirkin cümlelerle unutulur.
İnsan sevdiğine ne kadar çok şey borçludur, bir bilsen... Ayrılık, yaşanan güzel günlerin üzerine bir "çarpı" atmak değil, onları bir hatıra defterine kaldırıp kapağını huzurla kapatabilme sanatıdır.
Kayıt Tarihi : 16.3.2026 08:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!