saymadım özlemine yaktığım sigaraları,
biliyorum,
her birinin dumanı göğe yükselse
adını yazar, sana yol olurdu.
diyeydim ardından sıra,
Sen aslında bana kızgın değilsin.
Kızgın olduğun şey; yarım bıraktığın cesaretin, söyleyemediğin sözlerin, içinden gelip de susturduğun duyguların.
Kendine kırgınsın…
Kalbini dinlemek yerine aklının gürültüsüne kulak verdiğin her ana, adım atmaya cesaret edemediğin her fırsata, beni severken bile kendine “hak görmediğin” o sevgiye kızıyorsun.
Belli ki yetmedi yandığım.
Dilimde YARA oldu
KaLbim de sakladığım.
Adrese gerek yok...
Varsın bu Sevda ,yüreğim de kalsın...
Ey benim tarifi olmayan, yürek yangınım.
Hangi dermansız derdimin kelamısın da,
Satır satır yüreğimden dökülüyorsun sayfalara,
Suskun kalemimden, içime ateş düşürme,
Külendikce kora döndü yüreğimde ki yangın,
Söndürmez artık bu yangını göz pınarlarım,
Yüreğine sar beni…
Kimse duymasın, kimse bilmesin, kimse görmesin…
Ben sadece senin kalbinin attığı yere saklanayım.
Dünyadan kaçır beni, kendinden eksiltme beni;
Yüreğine sar beni…
Sar ki nefesim seninle tamam olsun.
Bazen durup uzun uzun düşünüyorum…
Acaba gerçekten yüreğim mi yüzsüz bir dilenci,
yoksa kader mi beni, defalarca kapanan aynı kapıya sürüklüyor?
Yoksa bu bir imtihan mı — unuttuğunu sandığın şeyleri yeniden yaşamak zorunda kalmak mı?
Yüreğin Gittiği Yer
Mürekkebi dökülmüş iki üç kelâmım vardı,
O bana şahitlik edecek.
Dört gözle yazılmayı bekleyen,
Odun parçasından sabırsızlıkla sökülüp işlenerek
Önümdeki kâğıt parçasına…
Ey ruhun cesedimdeki nefesi,
Ey dünya üzerindeki son soluğum,
Ey iki cihanda da yüreğimin bitmez sevdası,
söyle şimdi...
Zamansız Hasret
Yokluğunda…
mevsimleri… güne ekledim
— Sen gelmedin —
**“zindanlardayım hafız...
kaç gün doğdu,
kaç gece bitti bilmiyorum
zaman kavramını yitirmiş sanki
kopartmayı unuttuğum onca takvim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!