Cam ve Sır Şiiri - Hikmet Çiftçi 2

Hikmet Çiftçi 2
92

ŞİİR


37

TAKİPÇİ

Cam ve Sır

CAM ve SIR

Birlikte ama paramparçaydı.
Her bir parçası ufacık bir kum tanesi.
Üst üste, yan yana, alt alta…
Belki her bir parçacığı aslının ufacık bir kırıntısı.

Rüzgârlarla savrulan, dalgalarla yıkanan, ayaklarla ezilen, sıcaklarla kavrulan…
Hep bir arada, ama tek tek parçacıklar…

Bir araya gelmeliydi, her bir parçacık. Yeni bir şekle bürünmeliydi, özüne uygun.
Kendine sıcak bakana sıcak olmalıydı. Soğuk bakana buz kesmiş, öfkeye hırçın, yüreğe kucak olmalıydı.

Ermek için eridikçe erimeliydi önce…
Kızgın korlar, yakıcı alevler içinde, ermek için erimek...
Yeni bir ruha, yeni bir bedene, yeni bir hayata bürünmek, yepyeni bir yüreğe kavuşmak için erimeliydi.
Erimeliydi, en yüksek ateşlerde...
Nakış nakış işlemeliydi, en yakıcı korları yüreğinde…
Başka yüreklerin yanmalarına misal olmak için yanmalıydı.

Eridikçe bütün gerçekliği ve berraklığıyla kendi oluyordu her bir kum taneciği.
Bir daha dağılmamak için yavaş yavaş eriyerek akmalıydı özüne.
Ateşten ırmağa dönüştüğü zaman sodayla nikâhlanıp akışkanlığını artırmalı ve sonra soğumaya geçmeden kendini sağlama almalıydı, mihri sayılacak kalkerle…

Kumların gönül birliği yeni bir kimlik demekti.
Yeni bir hayata başlamak demekti; ışıl ışıl, pırıl pırıl, tertemiz ve bir o kadar da şeffaf…

Sadece kendi olmak yetmezdi.
Elde kıymetli, başta taç olmalıydı. Göğüslerde armağan, ceplerde ve çantalarda aranan ve sürekli hatırlanan, özlendikçe bakılan olmalıydı.
Bunun için dayanacağı sevdalı bir yürek, kendiyle bütünleşecek, sarıp sarmalayacak bir dost, bir ‘sır’daş gerekliydi…

Kim aramış da bulamamış Mevla’sını?
Kim aramış da bulamamış sevdasını?

‘Sırrım’ demiş, bulduğu sevdasına.
Dayamış sırtını güvenle, bütün benliğiyle ve sevgisiyle.
Bırakmış kendini onun kollarına.

Aradığı sır, sır değilmiş artık.
Sevdayla kucak açmış cama; kol kanat olmuş, can beden olmuş.
Bir ömür, bakışlarıyla en derinlerine dalmış sevdanın.
Bir ömür nefesiyle ‘hu’ diye üflemiş içindeki sevdayı.
Birlikteliğe yemin etmiş, önünü ardını düşünmeden gümüşî esrarıyla…

Yürek üstü taşınan, el üstü tutulan olmuş cam ve ardındaki sır ile esrarlı sevdası.
Kimse bu işin sırrını görememiş, kimse bu işin aslını anlayamamış.
Çünkü baktıkları ne bir cam, ne de arkasındaki sır imiş.
Elinde tutukları artık bir aynaymış.

“Kendini nasıl görmek istersen öyle bak!” diye fısıldıyormuş, hayatın esrarlı güzelliklerini yansıtan sırlı cam…

Ayna olmak için her cama bir sır, her sırra bir dost lazım.

Hikmet Çiftçi
19 Şubat 2026

Hikmet Çiftçi 2
Kayıt Tarihi : 19.2.2026 11:40:00
Hikayesi:


Dünden bugüne.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!