Çam Sakızı
Ben çamlarda oturacağım,
onlar dinleyecek, ben anlatacağım.
Yaz mı, kış mı, bahar mı, güz mü?
Söyle, mevsimi olur mu sevdanın?
Yüzün gökyüzümdü,
ağlarsan üzerime yağardı mevsimler.
Gün doğmadan çökerdi sabrım,
kendi karanlığımın kuytusuna gömülürdüm.
Yedi gök, yedi cihan izlerdim
kulağıma can takar dinlerdim sessizliğini.
Gözlerimde saklardım gözlerini.
Ben yine çamlarda oturacağım,
onlar dinleyecek, ben anlatacağım.
Yağmur oldun, indin, aktın nehirden
bağışla, çocukça düşlerim vardı
seninle göğeren yaprakları izlemek gibi.
Düştün ağaçtan, daha baharın ilkinde.
Tek yaprak mıydın memlekette?
Sensiz çıplak kaldı ağaçlar,
meyveler tadını unuttu,
dilsiz kaldı kuşlar, şakımayı unuttular.
Ben yine çamlarda otururum.
Ben bu çamlara mahdudum,
İki gözüm onlara kaldı.
Senden kalan çoban armağanı: çam sakızıydı,
Avuçlarımda yapışkan bir geçmiş.
Artık ben anlatırım çamlara,
onlar dinler.
İğne de olsa yaprağı kanatmaz;
İki dirhem sözüne karşın
Hem... Hem sıkılmaz, dökülmez,
senin gibi.
Sen sonla ilki öldürdün, baharı gömdün.
Ben seni yedi göğe, cihana sığdıramadım.
Sen beni bir “elveda”ya sığdırdın.
Elveda.
Kayıt Tarihi : 25.04.2026 01:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!