kapıyı çaldığın ilk günler var ya hepsi aklımın ucunda sanki dün gibi ne güzel günlerdi. Bazen seviniyor bazen de üzülüyorum o zamanlar zil çaldığı vakit kapıyı açmak kolaydı tabi, her zil sensin diyerekten heyecanlanıyordum ama nerden bilebilirdim ki bir gün bunun zamanla acıya, özleme dönüşeceğini; artık o kapıya yaklaşamaz oldum. Zilin sesini duymak bile istemiyorum. Gün geçtikçe kötüye gidiyorum. İnanmazsın, bir gün uykuya dalıyorum, rüyaların içinde çırpınıyorum tabii biri çok farklıydı; kapı görüyorum sürekli çalınıyor ama açan kimse yok, kırılacak şiddette tekmeleniyor ve homurtu sesleri karışıyor birden uyanıyorum. Etrafıma bakınıyorum, düşünüyorum, aklıma geliyor. Galiba sendin. Ölüm kapıyı çalıyor dedikleri bu olmalı. O kapıya senin elin değmişti yaklaşmamam gerek biliyorum ama artık açmanın zamanı geldiğine inanıyorum ve o cesareti kendimde buluyorum.
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




şiir denmez ama bir şekilde duygularını anlatıyo bunu yapabilmen bile senin için bir meziyet...tebrikler
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta