Saatin akrebine, kıskacına dağlı diyorlar
Saat dediğin ölüm ritmine bağlı diyorlar
Nabzımda tükenen ses kurşundu damarımda
Gözlerim görüntüleri yutkundu
Seyrettim zamanı çocuklarımda
Derin bir nefesle içine çekti beni duvarlar
Duvarda bir resim oldum, bir resimim duvarda
Fakat saat değilim, ben esirim duvarda
Saat özgür, yılkı atların gür yelesi gibi
Ben esirim zamana kölesi gibi
Hadi say bakalım ey apartman tepesi
Tebessümle geçen insanları
Caddelerde gülen yüzleri, çocukları
Sen de say saat kulesi
İçimde devinen boşlukları
Köşedeki ağaç, gölgesinde güneşi gizlemiş
Nasıl yapar bunu bilmem kardelene, çiğdeme
Nasıl yapar bunu gölgeme
Yelkovan mı kovalamış sanki onu da
Sanki onu da mı ölüm dikizlemiş
Yüreği mi sızlamış ölene
Şimdilerde içimden gelecek geçiyor
Zaman kelebekse, saat tırtıldır
Kadran üzerinden ince bir böcek geçiyor
Geçiyor binlerce asırdır
Yüreğime ilmek ören iğne gibi saniye
Yüreğimden vuran çark gibi kurma kolu
Bir tabut gibi beni sonsuz vadiye
Taşıyor beni zaman hortumu
Saatimin camında bezel oldu yaşam
Ne durdu, ne kaldı, güzel oldu yaşam...
Kayıt Tarihi : 21.05.2026 13:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çalar saat çalınca, çağlar saat...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!