Bir fecr vakti açsan balkonun kapısını,
çağırsan beni yüreğinle…
Gelsemmm…
Sabahın en savunmasız anında,
adını dudaklarımda taşıya taşıya gelsem sana.
Bir çığlık olsam suskunluğunda,
bir ah düşsem yorgun omuzlarına,
bir eyvallah olup
sığınsam kalbinin en gizli yerine.
Bir gün batımında,
usâren’de savrulan hezeyanlarına
yüreğimi set edip
akıp giden zamanı sustursam;
ellerin ellerimdeyken
dünya durmayı öğrense.
Dökülsem gecenin aymazlığında
göğsüne yıldız yıldız,
boynundan kalbine inen o sıcak yolda
her hüznünü dudaklarımla söküp alsam;
acının kızıl atlasını
teninden usulca soyup
yerine nefesimi sarsam.
O can alıcı boynun ile başın arasındaki
her zerreyi
hasretle öperek uyandırsam;
içinde sakladığın tüm kırıkları
tenimde eritseydim.
Çekip alsam ruhunu
geçmişin soğuk makberinden,
ellerimle yeniden diriltsem seni;
yüreğini avuçlarımın arasına alıp
balyalarca buseler kondursam,
dolsam içine,
doysam kokuna,
ve bir daha çıkamasam oradan.
Her dudaklarım tenine değdiğinde
unutsa kalbin bütün acıları;
sönmeye yüz tutmuş ateşin
bir anda tutuşsa,
ve biz yeniden yanmayı öğrensek.
Savrulsa geçmiş arkamızdan,
küllerinden filizlense aşkımız;
küllerine bulanıp
bir mıh gibi çakılsam kaderine,
sökülmeyen bir iz olsam teninde.
Sonra sırra kadem bassam dünyadan,
ama kalbinde kalmaya devam etsem;
her nefesinde beni duysan.
Göynünün otağında,
saçlarının gölgesinde,
teninin sıcaklığında
bir ömür kaybolsam…
Başka ne isterim ki,
sen bana,
ben sana yeterken…
@dressiz mektuplar✍️✍️@dsız..
Cân Cân 2Kayıt Tarihi : 16.2.2026 23:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!