Büyüdükçe,
sentetik zamanlara
kangren ayaklar bastım,
izi kaldı
ömrümün...
Kara çaldılar yüzüme
bütün kara parçalarında
elbette
'afrika dahil'
parça başı çalışan
kiralık katildi zaman.
Gülüşüm sivas yangını,
ağlarsam kızma...
ölmek bile
yakışıyor bazı adama...
Kayıt Tarihi : 9.06.2000 06:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




geçiyor günler hicrî, miladî,
ve rumî takvim takvim,
ki yine tebessümlüsündür etrafına zahir,
ve sana mütebbessimdir olduğun yerler,
muhtemelen hava meydanlarında,
garlarda ve terminallerde,
seyahat öncesinin insan yüzlerinde,
buluyorsundur illa bir miz/ah unsuru,
yana yatık yaşamaktan yana hayatın,
ayazını kesen,
lapa lapa yağan karsın vesselam
mîrim…,
kuyu çıkrığı,
kuyudan her su çekişinde,
kovasına bağlı zinciri nasıl sarıyorsa kendine,
işte ben de öyle çekerek ciğerimden hasretini,
sarıyorum yine ıssız kalmış nefeslerime…,
azadeyim mevcudiyetinden ama,
özgürlüğüm sende kaldı,
anlıyor musun;
sonbaharım...,
ah üstad;
bu sonbahar resmindeki,
ruhuma dökülen ıslak, sarı, kızıl yapraklar,
örtmüyor sevdalı çınarımın üstünü,
kanadı kırık kollarımı talan ediyor hüzün...,
ah sevgili hocam, sonbaharım...;
kuru yaprakların uçuştuğu göğün harasında,
ak yeleli bir burak koşturur...,
yorgunmuş, gözlerine sis çökmüşmüş,
ne münasebet,
ve yüzümün kan çanağına,
durgun aksin yansıyor…,
pür dikkat ve halka halka gözlerin ve,
harf harf, hece hece, tane tane ama karmaşık
tam üç dilde hatırıma gelen sözlerinle,
aklımın bulanık suyu çekilirken,
kalbimin bypa/ss izleri kıyıya vurur,
buruk bir tebessümün,
umur görmüş omuzlarından kayan;
parka misali…,
susması rahmet,
konuşması zahmet lisanımın;
eflatun bir gülüşün
gözleri yumulu olur,
ve kenarında bir kardelen uyurmuş,
mukaddes sonbaharım...,
solgun bir söğüt,
dallarını yüzüme eğmiş
ve yapraklarının;
yanık bir şiir dizesi gibi,
yürek patikasına düştüğü bu demde,
akıp giden zaman şırıl şırıl,
gözlerimin kenarına,
sensiz çizikler atar…,
ah üstadım,
gözlerinden inciler dökülse,
sağnak sağnak nola kalbimin kuytusuna,
ağlamaklı bir susuş kadar
üşümezdim belki o dem,
son yaprağı da düşen dalın
gün batımı gölgesinde...,
güzel kardeşim,
sevdayı bilir misin…,
var mıdır çekmişliğin…,
o halde ağlamayı da bilirsin...,
hayat, sunulmuş bir armağan mıdır
kullara tamamen acaba,
ve acaba kalbimdeki dönme dolap durdu da,
başladı mı dönmeye atlıkarınca,
bak dostum,
ömrüne vurduğun kilit kadar özgürsün
ve aşkın kadar prangalısın gerçek hayata
unutma, ki tutsaklığınca yudumluyorsun
sevdayı…,
ki üstadım; ciğerimin köşesi,
sana bağlaya bağlaya umutlarımı
tutunuyorum hayata...
/unutma bunu/
parantezli ve hicaplı bir iç ses daha işte,
ah;
Şiir kısa ama çok etkiliydi.
Allah'ın en değerli nimetlerinden birisi olan zamanı, yerinde ve doğru kullanmasını bilmeyenler, ettikleri cürümlerin vebalini ya onun üzerine, ya da kaderin üzerine atarak, aklanıp paklanmak isterler ki, bu yanılgıların en büyüklerindendir.
Ne mutlu, bu büyük nimeti kendi lehine kullanarak, onu kendisine baki cennetleri ve ebedi saadetleri kazandıran bir vesileye döüştürenlere.
TÜM YORUMLAR (11)