Büyük İskender Şiiri - Mesut Yüksel

Mesut Yüksel
181

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Büyük İskender


Sen ki, çocukluğunu Makedon dağlarında bırakıp,
lir çalıp ata bindiğin o ilk yıllardan çıkıp,
yıldızların altından yürüdün Asya’ya;
her adımında tarih titreşti,
her nefesinde çağlar şekil aldı.

Granikos’un kanlı sularında
gençliğin ilk ateşini yaktın;
İssos’un rüzgârında Pers krallarının
yüzündeki gururu söndürdün.

Gaugamela’da gök gürledi,
toprak nefesini tuttu;
bir ulusun kaderi,
senin kılıcının gölgesinde yeniden yazıldı.

Babilliler seni tanrı gibi karşıladı,
Mısır seni firavun diye selamladı;
ama sen hâlâ Aristoteles’in öğrettiği,
o genç bilgeydin içten içe.

Adaletin ağırlığını taşıyan,
bilginin ateşini omuzlayan bir savaşçı.

Her fetihte biraz daha yalnızlaştın;
çünkü zirve, tek kişilik bir geceydi.
Komutanların ardında yürürken,
sen gökyüzünün altında,

kendine yeni bir dünya arıyordun aslında.

Hindikuş’un dondurucu yamaçlarında,
askerlerin “Yeter!” diye haykırdığında,
kalbinin en gizli köşesinde kırıldı bir şey;
çünkü fethetmekten çok,

anlaşılmak isteyen bir ruhtu seninki.

Ve Babil’de, o ağır gecede,
kadehin titrerken avuçlarında,
tanrılar bile sustu belki,
çünkü dünyayı fetheden komutanın,

kendi bedenine söz geçiremediği
o acı an geldi.

Ey Büyük İskender!
Sen ölmedin aslında,
çünkü ölümler yalnız ölümlüler içindir.
Sen, ardında bıraktığın hikâyeler kadar,

yaşayan bir imparatorluksun.

Gök kubbe döndükçe,
nehirler aktıkça,
insan yüreği kahramanlara inandıkça
senin adın:

“Zamanın sınırlarını aşan komutan”
diye anılacak.

Ve bil ki;
her çağın bir rüyası vardır,
sen o rüyanın kılıçla yazılmış hâlisin.

Mesut Yüksel
Kayıt Tarihi : 11.12.2025 22:34:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!