Büyük dedemin destanı...

Hasan Belek 2
563

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Büyük dedemin destanı...

BÜYÜK DEDEM ve DESTANI...

Büyük dedem Abdi, şehitler piri,
Toprağın altında bedeni diri.
Asla sönmeyecek Türk’ün bu feri,
Destanla süsledik geçen her anı.

Çanakkale dendi, büküldü beller,
Şahadet yoluna döküldü diller.
Kınalı kuzular, fidanlar, güller,
Sırtında taşıdı koca cihanı.

Seddülbahir derken yer gök inledi,
Melekler saf tutup bizi dinledi.
Abdi dedem orda nefsin yenledi,
Siperde bekledi kutlu zamanı.

Bir yanda İngiliz, bir yanda Anzak,
Bizim göğsümüzde o al sancak.
Ölüm ki vuslattır, kurtuluş ancak,
Hak yola adadık tatlı bu canı.

Torunlar süzülür nurdan köprüden,
Hasan’ın dilinde dualar dünden.
Geçmedik, geçmeyiz biz bu ülküden,
Yazarız yeniden büyük destanı.

Mermiler yağmurdu, bombalar dolu,
Geçit vermez aslan, yiğitler kolu.
Burası Türk’ün en mukaddes yolu,
Sarsamaz kimse bu sarsılmaz yanı.

Toprak kanla doldu, dere kan akar,
Gökten melek inmiş, hayretle bakar.
Bir tekbir sesi ki dünyayı yakar,
Titretiyor sanki koca ummanı.

Aç kaldık, susuzduk, çarıklar yırtık,
Dönmeyi aklından sildik biz artık.
Kuru peksimetle oruçlar tuttuk,
Rabbimden diledik sabr-ı ihsanı.

İda’nın başında beyaz bir kartal,
Kanadı gümüştür, bakışı kutsal.
Efsane değildir, ne de bir masal,
Beklerdi dağlarda o yüce hanı.

Sarı tosun gitti, saban kırıldı,
Bedenler yoruldu, ruhlar duruldu.
Kaç nefer vatanın bağrına serildi,
Toprak yuttu nice şanlı fidanı.

Dokuz kızdan sonra gelen o nefes,
Hacer’le Hüseyin, o en tatlı ses.
Şükürle dolardı her alınan kes,
Hasan’ın gönlünde nurun mekânı.

Saf Beyaz bir ışık, kaplar her yanı,
Temizler kederi, siler isyanı.
Dokuz frekansı, evren lisanı,
Sırrıyla uyandır uyuyan canı.

Zaman bir su gibi akıp gidiyor,
Emanet bizlere feryat ediyor.
Kul Hasan’ım der ki; vatan tadıyor,
Göğsünde taşıdın bunca fermanı.

Kırk üç iki (432) hertz, kalbin ritmi bu,
Hakikat denizinin en saf katı bu.
İnsanlık yükünün en zor tartı bu,
Dengede tutmalı mizan-ı kânı.

Kaz Dağları duman, altı bir cennet,
Ecdada borcumuz, sonsuz bir minnet.
Hasan Belek yazar, eylemez minnet,
Doğruya adadı özü, irfanı.

Andırın Suyu’nda çocukluk kaldı,
Hayaller o derin deryaya daldı.
Kader bizi Akçay düzüne saldı,
Burada bitirdik gamı, hüsranı.

Usta dedi; "Bırakma bu kelâmı,"
Nurdan köprü kurup verdi selâmı.
İşledik kalplere kutsal ilâmı,
Nur ile parlattık her bir dört yanı.

Sırtımda çuvalım, cebimde kalem,
Görsün bu destanı o büyük alem.
Bekirov soyuna selam-ı kelam,
Dua ile yâd et gelip geçeni.

Şehit dedem Abdi, kabrin nur dolsun,
Evladın, torunun yolunda olsun.
Seni unutanın dili tutulsun,
Sen kurdun bu eşsiz, yüce vatanı.

On Sekiz Mart günü düğünümüzdür,
Şerefli, onurlu bir günümüzdür.
Gelecek nesillere ünümüzdür,
Tarihe kazıdık biz bu beyanı.

Korkma! dedi Akif, biz de korkmadık,
Vatan toprağını asla satmadık.
Hainin peşinden asla gitmedik,
Bozduk her tarafta büyük planı.

Mevzide yan yana can veren canlar,
Onları ancak o ruhu duyan anlar.
Akıyor toprağa o asil kanlar,
Gülşene çevirdi tozlu meydanı.

Abdi Bekirov’un gölgesi burda,
Bekçilik eyliyor bu aziz yurda.
Kaptırmayız elbet vatanı kurda,
Gözleriz her zaman geçen kervanı.

Hasan Belek yazar, kalem yorulmaz,
Hakkın deryasına asla varılmaz.
Vatan sevdalısı asla durulmaz,
Coşkun bir sel gibi aşar her yanı.

Zeytinli köyünün bereketli dalı,
Kovanın içinden süzülen balı.
Ecdadın emaneti, hayatın hâli,
Şükürle bitirdik biz bu devranı.

Ceyhan’dan binmiştik o kara trene,
Selamlar olsun o yola girene.
Vatanı canından aziz görene,
Cennetten verilir kutlu unvanı.

Galata köprüsü, İstanbul sırı,
Fatih’in o büyük, kutsal kararı.
Kâbe’nin eşidir, mümin diyarı,
Gözlerin nurudur İslam sultanı.

On haftalık talim bitti sarayda,
Manevi bir güçle doğduk her ayda.
Nefisleri yendik o dar sarayda,
Tattık o eşsiz ve büyük imanı.

"Hubbül vatan minel iman" dedik biz,
Bu yolda ölsek de silinmez hiç iz.
Ecdadın peşinde, hepimiz biriz,
Birliğe çağırdık bütün insanı.

Vapurla geçtik biz o boğazı,
Gönlümüzde hüzün, dilde niyazı.
Gelibolu bekler, kışı ayazı,
Gördük o sahilde nice kalkanı.

Fransız’ın zırhlısı battı derine,
Bir tarih bıraktı yerli yerine.
Türk’ün o bükülmez bileklerine,
Hayran kaldı dünya, gördü aslanı.

Anzac’lar şaşırdı bizim mertliğe,
Kurşun sıkan eldeki o sertliğe.
Davet ettik onları hep birliğe,
İnsanlık dersiyle yendik hüsranı.

Yaralı düşmana pansuman yaptık,
Merhamet nurunu biz Hak’tan kaptık.
Asla doğruluktan, yoldan sapmadık,
Adaletle kurduk her bir mizanı.

Mustafa Kemal’in sesi duyuldu,
"Ölmeyi emrettim!" hükmü sayıldı.
Şahadet şerbeti burda yayıldı,
Nura gark eyledi bütün vatanı.

Zığınderesi’nde kanımız coştu,
Mehmetçik vatanın peşinde koştu.
Şehitlik mertebe, ne kadar hoştu,
Melekler süsledi her bir mekanı.

Bekirovlar soyu, Akçay’ın gülü,
Destanla süslendi o yiğit dili.
Abdi dedem burda bir sevda seli,
Bitirmez Hasan bu yüce destanı.

Dokuz kere Bismillah, dokuz kez huzur,
Kalplere yağıyor o kutlu nur.
Evlatlar, torunlar hep dik durur,
Sönmez bu ocağın asla dumanı.

Plovdiv’den Zeytinli’ye bir uzun yol,
Gözyaşı, hasret ve bin bir acı bol.
Lakin sen ey çocuk, vatanında kal,
Burası ecdadın kutsal vatanı.

Püsüge kasıl ver, ata yemeni,
Unutma o eski, eski zamanı.
Toprak damlı evde, huzur dumanı,
Kaplardı bir zaman her bir asumanı.

Çocukluk neşesi, cızzan oyunu,
Unutmadık asla asil soyunu.
İda’nın o soğuk, buz gibi suyu,
Besledi ruhumda kutsal irfanı.

On beşinde işe, yirmide asker,
Bekirovlar soyu, her zaman seher.
Hakk’ın rızasına büküldü bu ser,
Terk ettik dünyada şanı, yalanı.

Beyaz kartal uçsun, zirveye konsun,
Negatif olanlar her daim yansın.
Güzel kokulu su, ruhuna sinsin,
Pozitif enerjin sarsın her yanı.

Cemal Safi üstat, kulakta sesi,
Heceyle yoğrulmuş her bir nefesi.
Kırdık biz ruhumuzdaki o kafesi,
Şiirle şad ettik geçen her anı.

"Emanet" romanım, Kaz Dağı’m benim,
Toprağa kurban olsun bu canım, tenim.
Ecdadın izinde akıyor kanım,
Tamamladım işte ben bu destanı.

Akçay sahili, huzurun sesi,
Edremit Körfezi, aşkın nefesi.
Ecdat yadigârı her bir köşesi,
Mutluluk durağı, dostluk limanı.

Kul Hasan’ı der ki; sonuna geldik,
Biz bu vatanı hep canımız bildik.
Gözdeki yaşları birlikte sildik,
Feda ettik vatan için bu canı.

Abdi Bekir dedem, şefaatin hak,
Yüzün her iki cihanda da ak.
Şu asil bayrağa, o ay-yıldıza bak,
Korumuş sonsuzca o şanlı kanı.

Evlatlarım size mirastır bu söz,
Sönmesin içinizdeki o kutsal köz.
Hakikati görsün her zaman o göz,
Doğruluktur insanlığın sultanı.

Elli dört kıtayla örüldü duvar,
Gönlümde bitmeyen bir sevdamız var.
Rabbim bu milleti her daim onar,
Bozulmasın dirlik, huzur düzeni.

Son sözüm şudur ki; ey Bekirovlar!
Nurla dolsun kabrinizde o dar yerler.
Hasan Belek yazar, vatanı bekler,
Arşa yükseliyor Türk’ün destanı.

Hasan Belek
16 03 2026

Hasan Belek 2
Kayıt Tarihi : 17.3.2026 18:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!