Söyle hocam yazmak güç mü?
Eline alıp kalemi içini dökmem suç mu?
Sevmiyor diye vazgeçilir mi şair gözlülerden?
Pes edilir mi tutmuyor diye elini?
Ömrünü tükettiğini bile bile beklemeli mi insan?
Cevabı bilen var mıdır ki?
Ahh yine bulutlar var gökyüzünde
Mutluluğumu saran bulutlar.
Nerde şimdi o sabah güneşim?
Nerde gözlerinin içi parlayan güneşim?
Sana kendimi açayım desem
Ağlıyor sanki gecelerim
Bir o kadar gülerken yine huzursuzum.
Nasıl kaçıp gitmiş isem
O kadar suçluyum
Sanki dümdüz duvarlarda
Ölsemde toprağa gömseler şu bedenimi
Çaresizliğimi alıp gitsem uzaklara
Kapatsam gözlerimi huzurlu bir uykuya
Dalsam gökyüzüne
Çocukluğumdaki gibi;
Bulutlardan şekiller çıkartsam
Günaydın görmeyen gözlere,
Günaydın.
Bir hiç ederek uyandığımız günlere,
Günaydın.
Vaz geçtiğimiz için kaybettiğimiz vakitlere,
Günaydın.
Sesler duyuyorum etraftan
Öyle yalnızım, öyle yorgun.
Öyle bittim kendimden
Öyle mağrur, öyle gurursuzum.
Öyle çökmüşüm ki
Kahve gözlerine dalmak ne hoştu bilemezsin.
Seni beklemek, içimin ısınması,
Bedenimin donmasına rağmen gelen sıcaklığı bilemezsin.
Yüreğimdeki kıpırtıyı bir görebilsen,
İnan bir daha gidemezdin.
Bir pazarda portakal seçmek,
Ve yalnız bunu kışın yapabilmek.
Bir kaldırımdan bir kaldırıma oyun oynamak,
Ve yalnız bunu mahallemizde sürdürebilmek.
Ben bir Zümrüdüanka;
Göklerde uçan, göz kamaştıran.
Bir cennette doğan, bin cennet yaratan.
Ömürlere ömür katan.
Sen bir alev;
Ah dünya gözlüm,
Kararmış bulutlardayım.
Düşmek için teninin sıcaklığına
Erimiş bertaraf olmuşum.
Bu gün geçeceksin ya bu sokaktan.
Varsın rüzgar savursun
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!