Tepenin üzerindeki sis ,hafif
Fırtına değil ben söylüyorum
Hayır ,gün doruk noktasına geldi
Üzüntü kalıntı depolarını harcadı.
Bir kez daha gençlik günlerime döndüm.
Gökyüzü üstüme terini akıttı,
Aman da silmesi bana kaldı;
O ne ter Tanrı'm-ıslaklığın son vahşeti,
Bana da hoşgeldin demek düştü sadece.
Bir de terin getirdiği
Boşuna rüzgara söylenme
Böyle
Sen istedin
Bu saatte çıkmayı
Eh-şimdi
Ters tepen rüzgara da
It's all pure,my hands pray me
But I'm far
And I want shubbling sundown
Because the birth of sun
With death
Single prayer in my hands
Oh ,My God ,my citrus chair
Between the pale shades of cheesecloth
Papper has taken a break from my seats
And I long for wait
For Cemetery Ceromony
O tırnaklarına bir ara baktı
Sonra tırnaklarının içleri bir an ona göz kırptı
Hiç ona acımadılar
Tüm yaşamı boyunca...
O tırnaklarının içini temizledi
Evvel zaman içinde
Dünyada sadece ilkel okyanus
Ve tohumlar varmış...
Çözümsüz kaldıysak
Git diğer gezegenlere
Daha doğrusu
Toprak sever beni
Kimse beni sevmese de
Toprak sever beni
Kimseler beni görmese de...
Toprak sevecek beni
Tutku
Evi olmayan kaşif gibi
İçinde
Ölümsüzlük var!
Bunu da zor görmesi...
Uçurtmam salınır kağıtları
Bir o yana bir bu yana
Marifet de beklemez
El sallamadan salınır uzunca




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!