sana yazınca bir başka yazıyordum
terimler nehir gibi akıyordu gözlerimden
nedense bir tek sana yazabiliyordum söyleyemediklerimi
ve de en çok söylemek istediklerimi
bir sen hafifletiyordun güzelleştiriyordun beni
bu kainat-ı deryada
bu aralar esmiyorsun
bu aralar yağmıyorsun
ne bir haber salıyorsun
ne de merak ediyorsun
ters giden birşey mi var
ey adalet
terazini eşit tutmadığın sürece
dağılmaya, parçalanmaya, yok olmaya mahkumsun.
ey insan
dağın, taşın,
kurdun, kuşun memleketini parselliyorsun
sınırlar çiziyorsun
her yeri işgal ediyorsun
ve allah var, peygamber de hak diyorsun
dokunsam yangın, sevsem firari
aramasam yalnızlık, uzaklaşsam hasreti çekilmezdi
yeminli bir fişek gibi sarsar giderdi
ve bir gün kayboldu ortalıktan, bütün mahalleli sordu durdu
tek bir çocuk görmüştü polis otosuna bindirilirken son bakışını
ve o günden sonra o çocuk o mahallenin en değerlisiydi
memur bana sordu
sen sisteme karşıymışsın hangi sisteme ?
cevap verdim
valla memur bey
ezen, sömüren, çalan, ötekileştiren her sisteme
hatta buna babam dahil dedim
cigarayı bir kadını öper gibi içiyordu
şiiri de bir kadınla sevişir gibi okuyordu
konuşurken aşk yazdırıyordu
bakarken aşk yağdırıyordu
kadın kendini sohbetine terkediyordu adeta
sohbet koyulaşıyor aşk bir yerlerden damlıyordu
baan(bana) gelirken biraz Diyarbekir getir
kuçelerinden biraz ses, bir nefes getir
dört kapısından, Sur havasından,
Ben-u Sen'inden, Hevsel'inden bir xeber(haber) getir
baan gelirken biraz Diyarbekir getir
gelirsin bilirim
o kızıl saçlarınla
bir sabah, bir öğlen ya da akşam vaktinde
gelirsin bilirim o masmavi gözlerinle
bir mevsim,
bir gün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!