Kadın geldi oturdu koltuğuna
Gülüşü farklıydı
Takıntıları apansız
Onun gibi değildi
Hele onlar gibi hiç değil
Bastırılmış cümleleri hızlıydı
Geç kalmaya alışmışlık
Erken olan her şeyi yadırgar
Sanki bir durumdan ödün vermek gibi
Yadigar olan bir saati değersiz satmak gibi
Güneşi başka kulvarda erken yakalayabilirdik
Ama o gün, bugün değildi...
Ana dili yaşamakmış kişinin
Ne konuştuğunun önemi yok
Tutunmak, daha çok tutunmak
Bir savaşın sakin gençliği
Gördüğümüz insanlar
Ve
Benim cesaretim balkondan dışarıya bakana kadar,
Senin cesaretin evde pencere kapatıyor çocuk...
Bekle dedi gökyüzü
Kırılan tırnaklarının düzenine geçmesini
Bekler gibi
Papağanın gagasındaki tekrar cümleleri misali
Hayat her zaman fısıldar
Duymasını bilene kadar
Kural içinde kuralı yaşamak
Beyaz lekeli ellerine yakışmaz
Bilmeceler dört haftadır
Otuz günün yirmi dörde hatırı kalır
Geleceğin rengi yeşildir
Geçmişin rengi sarı
Gergin gibi duruyordu
Baktım uzaktan
Bağırıyordu
Çaresizdi
Gereksiz bir telaşı vardı
Sebepleri sahipsiz
Artık sana bir anlam yüklememe gerek kalmadı
Elimden böyle bir sebeple gitmene karşı koyamadım
Benim kadar önemsemediğini bilseydim
Şu kadarcık bilseydim
Bütün takvimlerden sökerdim Eylül'ü
Anmazdım adını sonbaharda güz düğümünü
Kadın saçlarını taradı
Hem de mavi tarağıyla
Üstündeki fistan da
Maviydi
En az gökyüzü kadar
Saçlarını savurdu rüzgâra
İki mandalla asılmış gömlek gibiyim
Rengi önemli değil
Bedenim uçuşmak istiyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!