Ey bülbül! Hep ahüzar edip neden ağlarsın?
Batmış hârı sinene; sen, güle mi yanarsın?
Âşık oldun o güle, bağında bağban oldun;
Ahüvah ile geçti ömrün; sarardın, soldun.
Ne bitmez bir çileymiş bu, gülmedi hiç yüzün!
Alnına kazınmış bir kere, gam ile hüzün...
Gül aşkından bihaber, sefada; sense keder...
Şu bedbaht ömrüne hep, diken yazılmış kader...
Feryadın yankılanır dağlarda, gül işitmez;
Hârla yanmış yüreğin, artık merhem kâr etmez...
Gülden tebessüm için, canın verip durursun;
Mânihûlyâ peşinde; perişan, kahrolursun...
Ne bitmez imtihandır; gülmez mi hiç cemalin?
Levh-i kaderde; gamla mühürlenmiş ahvalin...
Ey bülbül! Bilmez misin; gün gelir, gül de solar?
Beyhude bu feryadın; kalbin hüsranla dolar...
Sükût eyle ey bülbül, bu sevda sana haram;
Dinmek bilmez kalbinde, kanar durur hep yaran...
Vazgeç artık sevdadan, geçti ömrün baharı;
Kapat yaralarını, dindir bu ahüzarı.
08.03.2026
11:28
Ahüzâr: Ah edip inleme, yüksek sesle ağlayıp sızlama.
Hâr: Diken. (Şiirde "gülün hârı" diyerek gülün dikeni kastediliyor.)
Sine: Göğüs, yürek, gönül.
Bağbân: Bahçıvan, bağa bakan kişi.
Ahüvah: Acı ve üzüntüyle çıkarılan sesler, inlemeler.
Bihaber: Habersiz, bilgisi olmayan.
Sefa: Eğlence, neşe, gönül rahatlığı.
Bedbaht: Talihsiz, bahtsız, mutsuz.
Mâlihulyâ: Kuruntu, imkansız hayaller peşinde koşma, kara sevda.
Cemâl: Yüz güzelliği. (Şiirde bülbülün yüzünün gülmemesi anlamında kullanılmış.)
Levh-i Kader: Kader levhası, alın yazısının yazılı olduğu manevi yer.
Ahvâl: Haller, durumlar.
Beyhude: Boşuna, yararsız, emeklerin boşa gitmesi.
Hüsran: Büyük hayal kırıklığı, umulanın ele geçmemesinden doğan acı.
Sükût: Sessizlik, susma.
Kayıt Tarihi : 11.03.2026 04:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!