Buğulu bir camın ardından İstanbul’u seyretmek gibi sana bakmak,
Ardında dört mevsim, kalabalıkların yorgunluğu ve küçük bir çocuğun salçalı ekmek mutluluğu var.
Adaların üzerinden denize inen kızıl güneş sanki tel tel dökülmüş yanaklarına.
Buğulu bir camın ardından İstanbul’a kulak vermek gibi seni dinlemek,
Ardında ıslanmış kaldırım taşları, sırılsıklam olmuş insanlar ve iki sevgilin huzuru var.
Hırçın Marmara hiç olmadığı kadar uysal, dizginlerini teslim etmek istermişçesine sana.
... ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikâyelere
Kara kara kazanlarda kaynadi
Devamını Oku
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikâyelere
Kara kara kazanlarda kaynadi




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta