Edirne, can Edirne!
Devlet-i Aliyye'nin payitahtı Edirne.
Gezdim her yerini büyük bir şerefle,
Her adımımda tarih canlanıyor içimde.
Selimiye, Muradiye hepsi senin,
Hani söz vermiştin,ben sana sen bana
Bırakmayacaktık birbirimizi ayırmayacaktık tenlerimizi.
Bir gün geldi itiraf ettin bir bir herşeyi
Kestane ağaçları altında ben seni sattım sen beni
Ama şunu asla unutma aslında hep sevmiştik birbirimizi.
Seni görmek güzel ama acı veriyor bana.
Her zerremle hissetmek yokluğunu,
İçime çekememek kokunu,
Karşımda dursan bile bakamamak gözlerine...
Zor geliyor,kaldıramıyorum.
Sen giderken kuşlar da gitmeye hazırlanıyordu,
Kuşlar geldi geri ama benim gözüm hâlâ yollarda.
Seni beklerken düştü kara kara saçlarıma aklar.
Tat vermez oldu hiçbir yemiş
Dar gelir oldu bu köy bana.
Ah,sevdiğim
Mavi,en güzel renk bence bu hayatta
Her tonunda ayrı bir çekicilik.
Yüzdüğüm deniz,baktığım gökyüzü...
Ve kaybolduğum gözlerin.
Mümkün mü unutmak seni?
Sesini bülbüller şakırdar iken
Mümkün mü unutmak seni?
Gökyüzü gözlerini kıskanmış iken
Misafirlikte bir küçük çocuğum.
Sen de ikram edilen o tatlı...
İkinci tabağı istediğimi söyleyemem ama,
Söylemeden verilse hemen yerdim seni.
Ama ne benim seni istemeye cesaretim,
Ne de onların seni bana vermeye niyeti var..
Çocukluğun geçtiği sokakları,
Gecesini uyuyamadığı günleri,
İlk aşkı yaşatan güzeli;
Unutan var mı?
Etkilendiği bir şiiri,
Unuttum bu sefer derken seni;
Gök gürlüyor bir anda,
Sağanak bastırıyor aniden,
Yağmur damlaları düşüyor vücuduma,
Düşen her damla,seni hatırlatıyor bana.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!