Bu Topraklar Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4286

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Bu Topraklar

Anlatayım biraz da, bizim bu yöremizi,
Hangi yolcular aştı gitti, bu topraklardan,
Genç dimağlara, anlatalım hikâyemizi,
Ne bilgeler aştı gitti, bu topraklardan.
*
Temelleri atana, ulu Veli derler hep,
Köklerini ararsan, Horasan'dır ona sebep,
Feyzini bulanlar buldu, sinesindeki edep,
Ne çok ermiş aştı gitti, bu topraklardan.
*
Göçenler göçse de, ardında kaldı anılar,
İyinin erdemi, kötünün tasası yankılar,
Açık kapılar, misafiri sevgiyle karşılar,
Gönlü bol olanlar aştı gitti, bu topraklardan.
*
Erzurum Kars'ta, vatan borcunu ödeyen,
Sabahın köründe, tarlaya tohum serpen,
Ülke dertlerine, içli türküler söyleyen,
Bir garip Veli aştı gitti, bu topraklardan.
*
Kır atın sırtında dörtnala, rüzgâr gibi esen,
Meydanlarda nice pehlivanı, sırtından kesen,
Cuma hutbesinde, en ön safta duaya duran,
Bir pehlivan Hasan aştı gitti, bu topraklardan.
*
Gurbetten gelene, hanesinin kapısını açan,
En kaliteli tütünü sarıp, afiyetle tüttüren,
Orman muhafızlarına, her daim sofra kuran,
Bir bilge Kemal aştı gitti, bu topraklardan.
*
Dertli olanların, hatırını bir bir sorardı,
Yoldan geçene, ocağında kahve pişirirdi,
Sivas yöresinden, yanık türküleri çığırırdı,
Bir âşık Veysel aştı gitti, bu topraklardan.
*
Boz katırına biner, mescide doğru yol alırdı,
Issız köşelerde oturup, saatlerce yalvarırdı,
Dere boylarında, ak mintanıyla dolanırdı,
Bir derviş hoca aştı gitti, bu topraklardan.
*
Kır atının üstünde, her menzile ulaşırdı,
Meclislerde sözü dinlenir, herkes ona danışırdı,
Bayram sabahları, hanesi neşeyle dolup taşardı,
Bir bilge Fatma aştı gitti, bu topraklardan.
*
Elleri ardında bağlı şekilde, ağır ağır dolaşırdı,
Fındık dallarından, hünerle sepetler dokurdu,
Yeri geldiğinde, tavşan kanı çayından yudumlardı,
Bir sepetçi Osman aştı gitti, bu topraklardan.
*
Kardeşlerini himayesine alır, yoldaş olurdu,
Tahtanın üzerinde, ince tütün yaprakları kıyardı,
Öfkelendiğinde, gözlerinden ateş saçardı,
Bir sinirli Mehmet aştı gitti, bu topraklardan.
*
İnancına sadık, ibadetini hiç aksatmazdı,
Her daim temiz pak libaslarla, ortalıkta gezerdi,
Perşembe günleri, güneş doğmadan yollara düşerdi,
Bir takva ehli Bekir aştı gitti, bu topraklardan.
*
Fakirlik demir atmıştı, virane hanesine,
Eklem ağrıları zindan etmişti, biçare hayatını,
Ömrü vefa etmedi, evladının mürüvvetine,
Bir çilekeş Ahmet aştı gitti, bu topraklardan.
*
Şenliklerde, coşkuyla zeybek oynayıp dönerdi,
Dostunu görünce tebessüm eder, kucaklardı,
Yöresinde, garibe fukaraya ziyafetler sunardı,
Bir cömert Selim aştı gitti, bu topraklardan.
*
Adalet dağıtan diye, namı her yana yayılmıştı,
Her ava çıkışında, mutlaka bir avla dönmüştü,
Ömrünün son demlerinde, muhtar azası seçilmişti,
Bir adil İbrahim aştı gitti, bu topraklardan.
*
Koca çınar ağaçlarına, uzun uzun bakıp dalardı,
Şimşir ağacından, ustalıkla tahta kaşıklar yontardı,
Ağaçtan heykel oyarım, lakin can veremem derdi,
Bir kaşıkçı Halil aştı gitti, bu topraklardan.
*
Taşları üst üste koyup, sağlam duvarlar örerdi,
Tırpanını sırtlar, güneşle tarlanın yolunu tutardı,
Ömrünün son günlerinde, dama taşlarıyla oynardı,
Bir duvarcı Osman aştı gitti, bu topraklardan.
*
Avın peşine, yetenekli tazılarını salıverirdi,
Sarp kayalıklarda, keklik ve bıldırcın avlardı,
Her mevsim, birkaç yaban tavşanı tuzağa düşürürdü,
Bir avcı Mustafa aştı gitti, bu topraklardan.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 10.03.2026 22:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!