Anlatayım biraz da, bizim bu yöremizi,
Hangi yolcular aştı gitti, bu topraklardan,
Genç dimağlara, anlatalım hikâyemizi,
Ne bilgeler aştı gitti, bu topraklardan.
*
Temelleri atana, ulu Veli derler hep,
Köklerini ararsan, Horasan'dır ona sebep,
Feyzini bulanlar buldu, sinesindeki edep,
Ne çok ermiş aştı gitti, bu topraklardan.
*
Göçenler göçse de, ardında kaldı anılar,
İyinin erdemi, kötünün tasası yankılar,
Açık kapılar, misafiri sevgiyle karşılar,
Gönlü bol olanlar aştı gitti, bu topraklardan.
*
Erzurum Kars'ta, vatan borcunu ödeyen,
Sabahın köründe, tarlaya tohum serpen,
Ülke dertlerine, içli türküler söyleyen,
Bir garip Veli aştı gitti, bu topraklardan.
*
Kır atın sırtında dörtnala, rüzgâr gibi esen,
Meydanlarda nice pehlivanı, sırtından kesen,
Cuma hutbesinde, en ön safta duaya duran,
Bir pehlivan Hasan aştı gitti, bu topraklardan.
*
Gurbetten gelene, hanesinin kapısını açan,
En kaliteli tütünü sarıp, afiyetle tüttüren,
Orman muhafızlarına, her daim sofra kuran,
Bir bilge Kemal aştı gitti, bu topraklardan.
*
Dertli olanların, hatırını bir bir sorardı,
Yoldan geçene, ocağında kahve pişirirdi,
Sivas yöresinden, yanık türküleri çığırırdı,
Bir âşık Veysel aştı gitti, bu topraklardan.
*
Boz katırına biner, mescide doğru yol alırdı,
Issız köşelerde oturup, saatlerce yalvarırdı,
Dere boylarında, ak mintanıyla dolanırdı,
Bir derviş hoca aştı gitti, bu topraklardan.
*
Kır atının üstünde, her menzile ulaşırdı,
Meclislerde sözü dinlenir, herkes ona danışırdı,
Bayram sabahları, hanesi neşeyle dolup taşardı,
Bir bilge Fatma aştı gitti, bu topraklardan.
*
Elleri ardında bağlı şekilde, ağır ağır dolaşırdı,
Fındık dallarından, hünerle sepetler dokurdu,
Yeri geldiğinde, tavşan kanı çayından yudumlardı,
Bir sepetçi Osman aştı gitti, bu topraklardan.
*
Kardeşlerini himayesine alır, yoldaş olurdu,
Tahtanın üzerinde, ince tütün yaprakları kıyardı,
Öfkelendiğinde, gözlerinden ateş saçardı,
Bir sinirli Mehmet aştı gitti, bu topraklardan.
*
İnancına sadık, ibadetini hiç aksatmazdı,
Her daim temiz pak libaslarla, ortalıkta gezerdi,
Perşembe günleri, güneş doğmadan yollara düşerdi,
Bir takva ehli Bekir aştı gitti, bu topraklardan.
*
Fakirlik demir atmıştı, virane hanesine,
Eklem ağrıları zindan etmişti, biçare hayatını,
Ömrü vefa etmedi, evladının mürüvvetine,
Bir çilekeş Ahmet aştı gitti, bu topraklardan.
*
Şenliklerde, coşkuyla zeybek oynayıp dönerdi,
Dostunu görünce tebessüm eder, kucaklardı,
Yöresinde, garibe fukaraya ziyafetler sunardı,
Bir cömert Selim aştı gitti, bu topraklardan.
*
Adalet dağıtan diye, namı her yana yayılmıştı,
Her ava çıkışında, mutlaka bir avla dönmüştü,
Ömrünün son demlerinde, muhtar azası seçilmişti,
Bir adil İbrahim aştı gitti, bu topraklardan.
*
Koca çınar ağaçlarına, uzun uzun bakıp dalardı,
Şimşir ağacından, ustalıkla tahta kaşıklar yontardı,
Ağaçtan heykel oyarım, lakin can veremem derdi,
Bir kaşıkçı Halil aştı gitti, bu topraklardan.
*
Taşları üst üste koyup, sağlam duvarlar örerdi,
Tırpanını sırtlar, güneşle tarlanın yolunu tutardı,
Ömrünün son günlerinde, dama taşlarıyla oynardı,
Bir duvarcı Osman aştı gitti, bu topraklardan.
*
Avın peşine, yetenekli tazılarını salıverirdi,
Sarp kayalıklarda, keklik ve bıldırcın avlardı,
Her mevsim, birkaç yaban tavşanı tuzağa düşürürdü,
Bir avcı Mustafa aştı gitti, bu topraklardan.
Kayıt Tarihi : 10.3.2026 22:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!