yıkık bir bedestenin duvarlarından dökülen
gizli anıların süprüntüsü geçen ömür
kimler geldi kimler geçti mazinin
yırtık sayfalarından
değişmeyen tek şeyse
üstümüzden akıp geçen mevsimler
kırılmış dökülmüş parçalanmış ruhumuzun
geçtiği yollarda bıraktığı
sancılı izler
öyle bir yerdeyim ki
eskisi kadar incitmiyor ve eskisi kadar kendine
bağlamıyor hiçbir yürek çırpıntısı
-çok şey öğrendim
deme çabasının boşluğunu
dolduramayan
-hiçbir şey bilmiyorum
sözünün külfeti
çok ağır
hayal kırıklığı yaşayan zihnimin
ah! alnına kazınan mühürlü hüsran
yüzüme esen poyrazların fırtınaların
çok da ehemmiyeti yok
tutunulacak bir elin varsayımını
yok saymak
kifayetsiz
olsa da
sonunda
anlıyor ki insan
yalnız kalmak belki de kendini öğrenmenin
en kısa yolu
,
onca kalabalığın içinde
varoluş çabasının hezimetini
yıllar geçince
anlamak ah!
ne büyük eza
ne büyük bedbahtlık
ne büyük boşluk
boşa geçen ömrün zayıf karnesini gururla sunmanın
bilinci ise ne ağdalı ceza
çaldırdım
kalbimin cevahirinin som ışığını
artık nasıl taşırsam taşıyayım
en ihtişamlı cehennemden bile âzâde
yitikliğimin mahcubiyeti alnıma kazınmış
s i l i n m e z hiçbir silgiyle
2104202611:13
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 23.04.2026 21:07:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!