Bozkırdaki Lâl Şiiri - Kara Çocuk 2

Kara Çocuk 2
91

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Bozkırdaki Lâl

Ben bu kerpiç duvarda mahzun bir ardıç dalı,
Asılmışım çiviye; boynum bükük, sevdalı.
Dışarıda kar yağar, ben içeride üşürüm;
Her gece rüyamda o eski “el”i görürüm.

Sinemde üç beş delik, sızlayan yara gibi,
Bahtım, şu eski evin ocağı; kara gibi.
Eskiden bir dokunsan, bin âh işitir cihan;
Şimdi suskun gövdeme örümcekler mihman.

Hani o nasırlı el? Nerede o “Gönül Dağı”?
Çözüldü teknemdeki şu ömrün gönül bağı.
Tellerim pas tutsa da küsmedim tezeneye;
Benim hasretim bâki, o vuslat denen şeye.

Penceremden süzülen solgun bir kış güneşi,
Yoktur şu kâinatta bu derdimin bir eşi.
Ben Sivas yollarında bir kağnı gibi durgun;
Yıllardır beklemekten yorgun düştüm, çok yorgun.

Bir ağaçtım dağlarda, başım değerdi göğe;
Şimdi hasret kalmışım bir sevdalı türküye.
Varsın “odun” desinler, bu canım yansa bile;
Ben sırrımı söylemem şu lâl olmuş dil ile.

Ey bu tozlu odaya yolu düşen yabancı!
Bu sazın “bam” telinde gizlidir büyük sancı.
Zemzeme’nin kalbidir duvarda susan o şey;
Bir dokunsan ağlayacak… Hem Veysel’dir, hem de Ney!

Kara Çocuk 2
Kayıt Tarihi : 7.1.2026 23:43:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Duvarda asılı bir saz

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!