Ön masada,boynu bükük,ufka doğru bakan kadın…
Çevresiyle ilgisi yok..Belli ki bihayli dalgın…
Siluetinden gariplik,bir ümitsizlik akıyor…
Yerinden kıpırdamadan,gelip-geçene bakıyor..
Kimbilir,nedir,kimlerdir,gözlerindeki hayali? .
Erken ölen bir sevgili…Belki evlâd-ü eyali…
Ne Güneşin doğuşunu,ne hüzünle batışını;
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Nakş-ı Bendî Tarikatı Sufi lerinin sözüdür:
“..Nefret ve kötülüğümüz kendi cehennemimizdir! .”
Cemalettin! ,sana ne ki elâlemin kederinden?
Sana ne o boynu bükük Kadın’ın teessüründen? ..
Artık merak etmiyorum,ön masadaki Kadını..
Hayalinle başbaşayım,heceliyorum adını…
can-ı gönülden kutlarım muhabbetle
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta