Ön masada,boynu bükük,ufka doğru bakan kadın…
Çevresiyle ilgisi yok..Belli ki bihayli dalgın…
Siluetinden gariplik,bir ümitsizlik akıyor…
Yerinden kıpırdamadan,gelip-geçene bakıyor..
Kimbilir,nedir,kimlerdir,gözlerindeki hayali? .
Erken ölen bir sevgili…Belki evlâd-ü eyali…
Ne Güneşin doğuşunu,ne hüzünle batışını;
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…




Nakş-ı Bendî Tarikatı Sufi lerinin sözüdür:
“..Nefret ve kötülüğümüz kendi cehennemimizdir! .”
Cemalettin! ,sana ne ki elâlemin kederinden?
Sana ne o boynu bükük Kadın’ın teessüründen? ..
Artık merak etmiyorum,ön masadaki Kadını..
Hayalinle başbaşayım,heceliyorum adını…
can-ı gönülden kutlarım muhabbetle
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta