Tam sözün bittiği yere ulaştık ki
Bir de baktım yol da bitmiş
Geri dönmek ise ne mümkün
Gidişli, dönüşlü kapalı yollar…
Söz yok, yol yok, dönüş de yok!
Vesselam bu süreçten çıkış da yok…
Hayaller ile gerçek,
Umulanlar ile bulunanlar,
Bulunanlar ile kaybedilenler
Sevgi ile sevgisizlik arasındaki kargaşa…
Yaşam öyküsünde kesitler bunlar
Sordular “Neyin eksik?”
Dedim “Yarım eksik”
Dediler “Tam görünüyorsun”
Bu kez gerçekten bitti be gülüm…
Yaz gibi,
Daha ermemiş kış gibi,
Geçen zamanlar gibi,
Henüz bitiremediğimiz sene gibi…
Yokluğunda o kadar çok özlem biriktirdim ki
Koyacak yer bulamıyorum
İçim tıka basa dolu…
Diyorum ki;
Bir kısmını sarsam sarmalasam
Sana yollasam…
Yalnızlığıyla özdeşleşerek gözlerdeki anlık gölgeler arasında saklanır aşk acısı…
Karanlık gecelerde, yıldızlara uzanan bakışlardaki isyan, sabahın güneşinde yalnızlıkla uyanınca yerini hüsrana verir…
Ve düşünmeye başlar kişi; ne, nerede, neden? Ve daha birçok soru düşer akla…
Aklımdasın!
Arada yollar, engebeli dar patikalar da olsa
Sesini duymasam da, tenini koklamasam da
Aklımdasın!
Sesini duymuyorum ama
Duygularını bana rüzgâr getiriyor!
O kadar çok yazdık, üstünü çizdik ki…
Ancak çizikleri her sildiğimizde yine gördük
Hep orada duruyordu yazdıklarımız
O kadar çok yazdık, üstünü çizdik ki…
Bu kez okunamıyor yazdıklarımız
Gezdiğimiz yerlerde sana bir gül bıraktım…
Kim bulur? Kim koklar? Bilinmez!
Bırakırken “Ya sana denk gelirse?” dedim…
Gezdiğimiz yerlerde sana bir gül bıraktım…
“Ya sana denk gelirse?”
Buram buram hasret eşliğinde gün Eylül kokuyordu…
Henüz düşmemiş yapraklar son günlerini yaşamakta, rüzgârla savrulacakları anı beklemekteydiler. Hâlâ düşmemiş olanlar; umutsuzca bekleyenlerin tavrı gibi tedirgindiler…
Sonu belli bir hikâyeydi bu… Kopmak ve savrulmaktı kaderde olan…
Henüz kopmamış yapraklar, son ana kadar direnmeye devam ettiler. Dallarından kopmamaya, rüzgâra boyun eğmeye çalıştılar ama nafile!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!