- ‘’Ne iş yapıyorsun? ’’ Diye soruyorlar
- ‘’Emekliyim! ’’ diyorum
- ‘’Hoşça vakit öldürüyorsun demek’’ diyorlar.
Ürperiyorum!
Ölmenin ve öldürmenin sıradanlaştığı bir dönemde
Bir suçluluk duyuyorum içimde,
Emeklilik ne kötü meslekmiş be!
Ben katil olunca katillik sıradanlaşıyor,
Katiller de benim gibi masumlaşıyor…
Kafam karışıyor
Öyleyse, katiller neden emeklileri cezalandırıyor?
İşsizler, emekliler köylüler ve yarını belirsiz işçiler
Benzetilmiş susuz bırakılan çimenlere
Açlıkla terbiye ede ede…
Ortaçağın ayaklara vurduğu zincirler,
Şimdi midelerde
***
Günlük on iki saat yorgunluktan sonra
Mahkum olur egemenlerin uyutma setlerine
At gözlükleri,
Sürme gibi gözlerinde
Yaşamı öğrenemiyor ki
İşte, evde, kahvede, birahanede…
Yaşam gördüğümüzden, bildiğimizden ibaret değil mi?
Gezmemiş, gezdirilmemiş,
Baskı, korku, tehditle sindirilmiş,
Açlık sınırının altında,
Şükretme öğretilmiş…
***
İsyan edenler,
Okumak için köylerden gelip büyük şehirlerde
Büyük zenginlikleri görenler değil mi?
Ve o göçün sebebi okumak, öğrenmek değil mi?
Yönetenler için,
Ne büyük öğrenmenin tehlikesi…
İsyanın kaynağı önlenmeli,
Üniversiteler kuran kurslarına döndürülmeli
‘’evet’’, ‘’hayır’’lı eğitim bile
Ezberden gelenler için tehlike
‘’kıraat-ı geçmemeli eğitimin tekmili…
***
‘’Gülmek ömrü uzatıyor! ’’ diyorlar
Buna en çok yönetenler inanıyor galiba
Gülmemizi zorla elimizden alıyorlar
Aramızdan bir kısmını coplaya coplaya,
Bir kısmını biber gazıyla,
Bir kısmını evinde yakarak,
Bir kısmını kayıplara karıştırarak
Çoluk çocuk,
Genç yaşlı,
Sivil resmi
Kadın kız demeden,
Ölüm tezgahlarına atıyorlar…
***
Eğitim sistemiyle bizi,
‘’yamyam tavuklar’’ gibi kullanıyorlar
Yiyip duruyoruz birbirimizi
Öne çıkarıp kimliklerimizi…
***
Üretimde işe yaramayanı
Hemen çöpe atıyorlar…
İtiraz edene, isyan edene cevap hazır
‘’Yeniden üretmeyeni, besleyelim mi? ’’
‘’Hazıra dağ dayanır mı? ’’
Ne çelişki değil mi?
Doğanın kendini yenilemesini önemsemeyenler
İnsanın kendini yenilemesini önemsediler.
***
‘’Türkün aklı başına, ya sıçarken ya kaçarken gelir! ’’ diyorlar
Bu sözü ben değil, atalar söylemiş
Ben de Türk’üm galiba, bu söze göre
Hep tuvalette geliyor yazdıklarım aklıma,
‘’Ne fark var? ’’ diye düşünüyordum,
Türk, Kürt, Ermeni, Yahudi arasında,
İşte onu da tuvalette buldum,
Aklımız akrabaymış kıçımızla
Kıç…
Ne de çok öne çıktı son yıllarda
Başımızda ulamalar çoğaldıkça
Başla kıçı ayıramaz olduk,
Biz uyudukça…
Kayıt Tarihi : 3.12.2016 00:50:00
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
![Mehmet Halil](https://www.antoloji.com/i/siir/2016/12/03/biz-uyudukca.jpg)
Halbuki emekli demek saygı duyulması gereken yıllarca çalışmış ,üretime katkı sağlamış artık dinlenmede olan kişi olarak görülmesi gerek
Şiir anlamlı konu ve içerik olarak nefis , duygularımıza mashar olmuş bir eser sizi ve şiirinizi kutluyorum saygılar sunuyorum .
Hiç bir toplum uyuyarak büyümez... Ancak onları uyutanlar o da maddi olarak büyürler...
Kaleminize sağlık sayın Mehmet Halil...
TÜM YORUMLAR (5)