Sözlerim...
Şuurunu yitirmiş, akıl sahiplerine.
Aklı olan kulak versin...
Biraz daha keskin bu sözlere!
Söyleyin bana, nerden başlayayım söze!
Bir Ümmete Altmış bir bayrak niye?
Altmış birinin de yuları başka ellerde...
Yazık ediyorsunuz kendinize!
Vakit varken duyun sesimi!
Bu düğünler, geziler, eğlenceler,
Partiler, bilmem neler...
Sahiden, bunların hepsi bizim mi?
Bizim mi bu kızlar?
Bu erkekler...
Bunlar kim?
Biz miyiz 7 milyardan seçilen!
Bu adamlar kim?
Hak diye talan eden…
Günde 5 sefer felaha çağrılırken,
Söylesene bizim mi bu düzen?
İki metre üstündeyken söyleyin yerin...
Faize bulaşmaya neydi mecburiyetin!
Evi mi sorarlar sana, yoksa arabayı mı?
Nasıl anlatırsın, Allaha ve Resulüne açtığın savaşı.
Kılıcı çıkardım dilimden,
Kimi kesecekse kessin!
Ne tavizim var sevdiğimden...
Ne de korkum ölümden!
1400 yıl geçmiş ise ne olmuş üzerinden…
Davet mi ölüdür, yoksa davet eden!
Gaflete gömmüşsün kendini...
Ancak yazmak geliyor elimden.
Sözüm keskin demiştim sizlere,
Davetçi de diri, davet de diriyse...
Ümmetin Devleti nerede?
Bayrağı kimde!
Işık yandı mı şimdi zifiri lerinden...
Düşün!
Beyin varsa kafanın içinde.
1400 senede gelmeyen zillet...
Gökten zembille mi indi yeryüzüne.
97 senedir Musalla da,
Ümmetin Devleti!
97 senede, 61 baş ile kırdılar ümmeti!
Ama artık geldi kurtuluş vakti...
Üç beş sene daha sürer belki,
Heybetli birinin gelip, Kum biiznillah demesi!
Sözlerim...
Şuurunu yitirmiş, akıl sahiplerine.
Aklı olan kulak versin...
Biraz daha keskin bu sözlere!
Kayıt Tarihi : 4.05.2026 21:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!