Biraz daha kal Şiiri - Gökhan Gülle

Gökhan Gülle
4

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Biraz daha kal


Bir odanın içinde değilim artık,

sanki zamanın içinde bekliyorum.

Saat ilerliyor,

ama hiçbir yere varmıyor.

Sen karşımda yatıyorsun.

Ben yüzüne bakıyorum,

sen gözlerini kapatıyorsun.

Aramızda söylenmemiş

o kadar çok şey var ki...

İnsan annesine

son kez ne söylemeli?

“Gitme” mi?

“Kal” mı?

“Her şey düzelecek” mi?

Bilmiyorum.

Yalan söylemek istemiyorum sana.

Çünkü ikimiz de biliyoruz,

bazı gecelerin sabahı olmuyor.

Elini tutuyorum.

Eskiden ellerin

benim ellerimden daha güçlüydü.

Beni büyüttün.

Düştüğümde kaldırdın,

korktuğumda sarıldın,

kimse inanmadığında

bana inandın.

Birlikte yürüdük.

Birlikte yorulduk.

Birlikte güldük.

Şimdi o eller

avuçlarımın içinde

bir anıya dönüşmeden önce

seni tutmaya çalışıyorum.

Ne tuhaf...

İnsan bazen

annesinin elini tutarak

hayatı da tutabileceğini sanıyor.

Ben de öyle sanıyorum.

Belki biraz daha sıkarsam elini

gitmezsin.

Belki biraz daha konuşursam

sesimi duyup geri dönersin.

Belki...

İnsan annesini kaybetmek üzereyken

“belki” kelimesine sarılıyor.

Çünkü başka hiçbir şeyi kalmıyor.

Hatırlıyor musun anne?

Bir zamanlar

benim geleceğimden konuşurduk.

Ben büyüyecektim.

Bir evim olacaktı.

Belki çocuklarım olacaktı.

Sen onların başını okşayacaktın.

Ben de uzaktan bakıp

“Annem yine çocuk gibi oldu”

diye gülecektim.

Sen benim yaşlandığımı görecektin.

Ben senin saçlarına

daha çok beyaz düştüğünü...

Bunların hepsini

sanki zaman bize borçluymuş gibi

rahatça konuşurduk.

Meğer zaman

kimseye borçlu değilmiş.

Şimdi bir nefesini duyuyorum.

Sonra diğerini.

Araya giren sessizlikte

kalbim duracak sanıyorum.

Sen her nefes aldığında

içimden bir şey:

“Bir tane daha...” diyor.

Bir nefes daha.

Bir dakika daha.

Bir gece daha.

Bir sabah daha.

İnsan annesinden

ömür istemiyor aslında.

Ömründen küçük parçalar istiyor.

Bir kahvaltı daha...

Bir sarılma daha...

Birlikte içilecek bir çay daha...

Bir kez daha

“Üşüdün mü?” diye sorman...

Bir kez daha

çocukluğumdaki gibi

başımı okşaman...

Bir kez daha

“Ben buradayım” demen.

Hepsi bu.

Bana “üzülme” deme anne.

Çünkü üzüleceğim.

Bana “güçlü ol” deme.

Çünkü güçlü olmak istemiyorum.

Ben senin yanında

bir kere olsun

çocuk olmak istiyorum.

Yıllardır büyüdüm.

Ama senin yanında

hâlâ o eski çocuğum.

Dizim kanadığında

koşup sana gelen...

Gece korktuğunda

senin yanına sokulan...

Dünyanın bütün kötülüklerinden

senin sesinin arkasına saklanan...

Şimdi korkuyorum anne.

Hem de çok.

Ama bu kez

saklanacak yerim yok.

Çünkü saklandığım yer

senmişsin meğer.

Eğer bir mucize varsa

şimdi olsun.

Doktorların bilmediği bir yerden,

ilaçların ulaşamadığı bir yerden,

hayatın unuttuğu bir köşeden

bize bir sabah daha gelsin.

Yarın gözlerini aç.

Bana kız.

“Niye böyle bakıyorsun?” de.

Sonra kalkıp

mutfağa git.

Ben de ardından geleyim.

Belki hiçbir şey olmamış gibi

bir çay koyayım.

İşte o zaman

dünyadaki bütün mucizelere inanırım.

Ama eğer...

Eğer gerçekten gitmek zorundaysan,

senden bir şey isteyeceğim.

Beni merak etme.

“Benim çocuğum

nasıl yaşayacak?” diye düşünme.

Yaşarım anne.

Zor olur.

Çok zor olur.

Ama sen bana

hayatta kalmayı öğrettin.

Sen gittikten sonra bile

senden öğrendiğim şeylerle

yürümeye devam ederim.

Ama bil ki...

Ben seni unutmayacağım.

Bir şarkıda bulacağım seni.

Bir yemek kokusunda.

Bir yaz akşamında.

Bir annenin çocuğuna

“Üşütme kendini” dediğini duyduğumda...

Ve belki yıllar sonra

seni anlatırken

“Annem...” diye başlayacağım.

Sesim titrer belki.

Ama cümlem yarım kalmayacak.

Çünkü senin hikâyen

benim içimde devam edecek.

Şimdi elini bırakıyorum.

Hayır...

Seni bırakmıyorum.

Sadece biraz gevşetiyorum parmaklarımı.

Çünkü belki sevgi,

birini sonsuza kadar yanında tutmak değil,

onu son yolculuğunda

korkutmadan uğurlayabilmektir.

Ama daha gitme anne.

Henüz değil.

Bana bir sabah daha borçlusun.

Bir gülüş daha.

Bir sarılma daha.

Bir “oğlum” deyişin daha.

Ben sana doymadım.

İnsan annesine

hiç doyamıyormuş.

Bunu şimdi anlıyorum.

Ve eğer bu gerçekten

son gecemizse,

korkma.

Elini tutacağım.

Ağlasam da

seni bırakmayacağım.

Sana “gitme” demeyeceğim.

Çünkü seni ne kadar sevdiğimi

ölümün önünde bağırarak değil,

sessizce elini tutarak

anlatmak istiyorum.

Son kez kulağına eğilip

şunu söyleyeceğim:

“Anne, sen benden gitmeyeceksin.

Sadece gözlerimin önünden gideceksin.”

Sonra seni

bir mezarın içine değil,

çocukluğumun en güzel yerine koyacağım.

Beni ilk kucağına aldığın yere...

İlk kez alnımdan öptüğün yere...

Korktuğumda sığındığım yere...

Ve yıllar geçse de

kimsenin alamayacağı

o yere.

Kalbime.

Belki bir gün

sesini duyamayacağım.

Elini tutamayacağım.

Sana “anne” diyemeyeceğim.

Ama ben her düştüğümde

içimden yine sen kaldıracaksın beni.

Çünkü bazı anneler

ölmez.

Sadece

çocuklarının gözlerinden çekilip

kalplerinin içine taşınırlar.

Sen de orada kal anne.

Ben seni

ömür boyu

taşıyacağım.

Gökhan Gülle
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 04:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Kanser yüzünden kaybettiğim Rahmetli Annem için yazdığım şiir

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!