Bırak beni,
ey Rahman, ey Rahim,
kendi irademle değil, senin iradenle yürüyeyim.
Kalbimdeki fırtına dursun,
nehirlerin azgınlığı dinsin.
Senin makamında ne azgınlık var, ne zulmet;
nurundan bir damla düşse,
karanlığım aydınlanır,
zamanın zinciri kırılır.
Hangi kapıdan geçeceğimi biliyorsun,
hangi köprüden geçip, hangi ateşten sıyrılacağımı.
Ben daha dünyadayım ama ruhum mahşerde gibi,
terazi kurulmuş, defter açılmış sanki.
Yapay duvarlar arasında yapayalnızım dedim ya,
aslında yalnız değilim;
sen varsın, ey her an benimle olan,
gözlerim görmese de,
kalbim biliyor seni.
Kaç bin yıllık defterler kapandı,
yeni sayfalar açıldı yine de.
Her sayfada aynı hikâye:
kul unutuyor, Rabbi hatırlatıyor.
Unutuşumuzun perdesini yırt,
hafızamızı taze kıl Allah’ım.
Her nefeste “Lâ ilâhe illallah” desin dilim,
her adımda senin yolun olsun izim.
Ademoğlu için bildirilen o mahkeme,
gözlerimin önünde beliriyor artık.
Kıyamet kopmadan önce kıyametimi yaşat,
nefsimi öldür ki,
gerçek hayata doğayım.
Zalimlerin gürültüsü doldurdu dünyayı,
mazlumların ahı göklere yükseldi.
Sen adilsin, ey Hakîm,
hükmünü verirken bize de merhamet et.
Yol göster Allah’ım,
bu kaygan yolda ayağım kaymasın.
Gözlerimi haramdan,
kulağımı yalandan,
dilimi gıybetten koru.
İçimdeki boşluğu sadece senin zikrinle doldur,
dışarıdaki kalabalıkta bile
yalnız sana muhtaç olduğumu hissettir.
Dünya yolunu kaybedenlerle doldu taştı,
ama senin yolun hâlâ açık,
hâlâ aydınlık,
hâlâ dar ve dik.
O dar yolda yürümek zor geliyor bize,
nefsimiz geniş meydanlar istiyor.
Sen bizi daralt,
ki genişliğine kavuşalım,
cennetinin genişliğine.
Şimdi diz çöktüm huzurunda,
gözlerim yaşlı,
yüreğim kırık,
ama umutlu.
Senin affın gazabından üstündür,
rahmetin her şeyi kuşatmıştır.
Kulun hatalarını saymaya kalksam
ömür yetmez,
sen ise “kulun tövbesini severim” diyorsun.
Al beni ey Allah’ım,
kendi irademden kurtar.
Zaman beni boğmadan,
nehir beni sürüklemeden,
senin makamına yaklaştır.
Kelimeler bitsin,
ama kulluğum bitmesin.
Son nefeste kelime-i tevhid olsun dudaklarımda,
ve “elhamdülillah” diye kapansın defterim.
Ey Kerim, ey Vedud, ey Settar,
gizlediğin kusurlarımı açık etme.
Bu yapay yalnızlıkta bile
senin tecelline mazhar olayım.
Kalbimdeki yaraları sen sar,
gözlerimdeki perdeyi sen kaldır.
Ki göreyim hakikati,
göreyim bu dünyanın fani yüzünü.
Zaman bir nehir değil,
bir imtihan sahasıdır ancak.
Azmış suları çağlıyor ama
sen dilediğinde durur hepsi.
Bizi o çağlayandan geçir,
kıyıya selametle ulaştır.
Her adımda “Hasbünallah” dedir,
her nefeste rızanı arattır.
Kaç Ademoğlu geçti bu yoldan,
kimisi gülerek, kimisi ağlayarak.
Kimisi servet yığdı, kimisi iman.
Sonunda hepsi aynı toprağa karıştı.
Biz de karışacağız ey Rabbi,
ama imanla, teslimiyetle karışalım.
Defterimiz sağdan verilsin,
yüzümüz ak, amelimiz ağır olsun.
Bırak Allah’ım,
bırak da seninle olayım.
Zaman beni boğmasın,
dünya beni aldatmasın,
nefsim beni yenmesin.
Senin makamına vardığımda
“Kulun geldi ya Rabbi” diyebileyim.
Sana dair sözlerim burada bitiyor,
ama sana olan yolculuğum hiç bitmesin.
Âmin ya Rabbenâ, âmin.
redfer
İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 30.05.2026 02:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!