ne bir sitemin izi vardı, ne bir yarım kalmış cümlenin gölgesi.
Sadece sessizdi; saf, masum ve tertemiz.
Sonra bir el değdi, bir kalem çekildi o beyazlığa…
Ve her çizgide biraz soldu, her harfte biraz kirlendi.
Bir hikâye doğdu belki, ama aynı zamanda bir kayboluş başladı.
O andan sonra hiçbir şey ilk hâli gibi kalmadı;
ne kâğıt, ne kelime, ne de içimizdeki o saf his…
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta