Yanmak, kavrulmak demek ramazan,
Ağustos sıcağında, gün ortası, gölgenin yok olduğu an.
* * *
İkra’nın yüklediği ağırlığın iliklere işleyen sancısı,
İlk emrin verdiği aydınlığın onbeş asırlık yansıması.
* * *
İki minare arasındaki gergefin Rahşan iz düşümlerinde,
Sade bir dini değil bir medeniyeti yansıtır mahya ışıkları,
Namütenahi tarihin lâhûti derinliklerinde,
* * *
Savm ise, tutmak demek kendini, nefsanî olan her şeyden,
Öye bir tutuş ki bu, yakarışlarda, her ramazanda bir gün, mahya ışıklarıyla,
“ey oruç, tut bizi” der lisan-ı hal ile, zikredilen bakışlarda.
* * *
İkra ile başlayan “oku” emrinin medeniyetleri aydınlatan derinliği,
İki minare arasındaki mahya ışıklarında öbeklenir
gecelerin zaman ötesi delintisi.
* * *
Camilerin yerden aleme uzanan dairesel mimarisi,
Alemden âleme yansıyan Tevhidin şehadetinin şetareti.
* * *
Daireselliğin, mekana sızan evrenselliğinin derûnî çizgileri,
Efsunkar aydınlığın gizemindeki akidenin dillerdeki pervanesi.
* * *
Onbir aydan sonra, gelen kutlu ayın tüllenen gölgesi,
Kadir gecesinde mühürlenir, İndirilen Kur’an’ın ayetleri.
* * *
Mahya ışığından gün ışığına gargolan ay, dınlığın nöbeti,
Yediden yetmişe dillerden dökülür tekbir sesleri.
* * *
İmsakiyenin son günüyle biten Şehr-i Ramazanın rahmeti,
Süleymaniye’de bayram sabahıyla başlar çocukların neş’esi.
ahmed emin fidan
Hazan 2012 / Ünye
Kayıt Tarihi : 28.7.2013 13:19:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!