Neşeli bir pazar sabahı…
erkenden kalktım
ve hayatı sorguladım.
Dışarıda hayat
rengârenk görünüyordu;
seneler seneler üstüne
binmişti.
Bulutlar hüzün taşır olmuştu,
çocuk bağırışları
pencereme çarpıp
yere düşüyordu.
Erkeksi çığlıklar
kadınsı haykırışlara karışıyor,
ergenler kendi halinde dolaşıyor,
şairler varoluşun sancısını çekiyordu.
Evet, neşeli bir pazar sabahı
böyle başladı.
Henüz kimse bilmiyordu
yaklaşan korkuyu,
sessizce büyüyen kaosu.
Ben pencereden bakmakla yetindim,
elimdeki yaşamı tarttım,
sonra sıkılıp
bir sigara yaktım.
Bir an başımı çevirdim,
odanın diğer ucuna baktım;
bir şey görmedim
ama bir şey duydum.
Bir çocuk sesi…
“Anne” diyordu.
Her çağrıda
ses biraz daha uzaklaşıyordu.
Parkın ortasında
hareketsiz bir siluet,
zamana yenilmiş bir beden gibi…
Çocuk korkuyla
yeniden seslendi:
“Anne…”
Ben ürperdim,
dünya sustu,
ve bir yerde
birileri
gülüyordu.
Ve o gün
Tanrı
bir kez daha
öldü.
Ve biz,
pencereden bakanlar,
sigara dumanı arasında izleyenler,
o ölümü seyrediyoruz.
Sessizce.
Çaresizce.
Ama seyrediyoruz.
Kayıt Tarihi : 26.1.2026 06:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!