Nisan Lekesi Şiiri - Berkay Yazıcı

Berkay Yazıcı
4

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Nisan Lekesi

bu dumanlı şehir öylesine beyaz ki deme sakın
ellerimin altında sakladığım bu şehir beyaz desen daha doğru olur
şehrin mültecileri için hep hayaldi o beyaz şehir ve kar taneleri
denize kıyısı yok bu acıklı kara parçasının
belki şehrin sınırlarını döven bir deniz dalgası yok
ama şehrin dövdüğü puslu bir hayal ormanı var
bu size yetmez mi

sokrates gibi saf düşünemedim belki uğradığım haksızlıklar karşısında
bedenim fazla gergin
saçlarım fazla ürkek bu manzaranın yanıbaşında
çalılar arasından gözetlediğim bu ışıklı bina mı olacaktı benim manzaram
iftar vakti sonrası karanlığa bürünürdü gökyüzü
oysa yapay güneş yeni doğardı benim dünyama akşamüstü

gitmem gerek
nereye gideceğimi bilmeden hem de
sormam gerek
cevabını alamasam bile
çünkü sıradan bir gün değildi benim yaşadıklarım
sıradan bir gün değildi kediler, kar taneleri ve çiçekler
bu yaşa kadar duraksamadan atan kalbini aklın ve bilginin önüne geçiremiyorsa bana mı sormalıydı bunun çaresini
hayır aynalara sorması yeterliydi esasında

tüm lambaları söndürdüğünü zannetsen ne çare
gücün var mı ay ışığını ve yıldızları söndürmeye
gücün var mı yeşertmeye
gücüm var mı tekrardan görmeye

cebimde kaldı misk kokan mektubun
cebim olmuş sanki duygu yüklü tabutun

beklediğim ertesi gün gelip çattı yine aniden
o gün cuma günüydü işte benim beklediğim
bugün adım başı kelebekler karşılıyor beni öğlen saatlerinde
yalnız bırakmıyorlar beni varoş şehrin engebeli yollarında adını bilmediğim çiçekler
çiçekler, kimisi deste deste dizilmiş yan yana
kimisi ise bir başına kalmış kaldırım kenarında

ben sanırdım ki hep giden vapurun arkasından bakar özlemin kuşattığı bedenler
oysa giden belediye otobüsünün arkasından bakmak düşmüştü benim payıma
çakıl taşlarının üzerinde yürürken her an arkamda bitebilir mi ölüm
hâlbuki bir ölüm canlandırdı zihnimde ne zaman çakıl taşlarını görsem

şiirler içindeydi o
sadece bir çift göz ile

sen
sadece sıradan bir adamı şair yapan sen
ben
karşılıksız bekleyiş tohumlarını ümit tarlasına serpen bir benim sadece

bu günah bana yeterdi
kalplerin üzerinde tepinen alametlere ilgi duymak mesela
gözlerinin gözlerimi esaret altına alması
kuş tüyünden olan gövden ile gövdemin bakışması
bu mutluluk bana günah olarak yeterdi

dahası var mı göster
ya da, ama diyeceğim bir şey var mı bu bahar ayında
karanlık ve çok ağır bir kış geçti gurbet elinde üzerimden
çıkmıyor üzerimden bana bulaşan bu nisan lekesi
yorucu bir kış ayında tezahür eden aşkın karşılığı olarak
baharlar da beklediğim mutluluğu bulamadım
dünya değil mi bu oyunun adı hepsi bir yere kadar
akşamlar
aldanmalar
sızlanmalar
ve ağlamalar...

bir kaç ay sonra bu diyardan göç etmek kurtuluşum olur belki
kaçmayı değil, göç etmeyi seçmişim ben
çünkü kötü olandan kaçmaktır doğru olan
en güzeli göç etmektir göçmen kuşlar gibi
ama göçmen kuşlara dargın olan da bendim
ben hep yerli olan kuşları sevdim

15.04.2022

Berkay Yazıcı
Kayıt Tarihi : 15.04.2022 20:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!