Bu hikaye bir kasabanın yalnız hikayesi...
Etrafı kayısı ağaçlarıyla çevrili bir köşesinde büyük bir söğüt ağacı olan bostan tarlasında geçen bir hikaye...devrik cümlelerin zamansız sözlerinde...
Şehirler arası yollara bakan tarlalarda aradım çocukluğumu... akranları olmayan kardeşlerinden yoksun çocukluğun hüznüyle ağaç gölgeliklerine resimler çizerdim. Yalnız oynanabilen oyunlar bulayım diye yoldan geçen arabaları sayardım. her geçen arabanın yalnızlığımı aldığını düşünür her araba geçtiğinde bir taş kordum gölgeliğine sessizliğimin...
Söğüt ağacının gölgeliğe bakan dallarında salıncaklara asılırdı yüreğim, sonra uçardı gövdem yalnızlığa...ağaçlardan iki tane çöp kırardım birine işaret kordum, o işaret koyduğum çöp benim çöpüm olurdu... tutardım onları akan suya bırakırdım yarıştırırdım onları. Eğer benim işaretlediğim çöp yarışmayı kazanırsa sevinçten rüzgar estirirdim gölgeliğimde...
Elinle yaptın boyunla çekecen,
Ne etseler mutlak boyun bükecen,
Analıktır kötü olur dediler.
*****
Ben istedim huzurlu mutlu hane,