Bana bir acı ver, ama öyle bir acı olsun ki;
İçine dünyanın bütün hüznünü, bir sürgünün çaresizliğini katayım.
Bir güzel sevmiştim, mevsim kıştı, ellerim buzdu,
O, sanki bir yangının tam ortasında,
Adı hece hece dilimde bir yemin gibi dururdu.
Gittim...
Dağların ardında bir şehir, şehrin içinde bir dehliz,
Gurbet dedikleri, meğer insanın kendine sürgün olmasıymış.
Biz gurbeti yollarda ararken, meğer özlem yüreğimizdeymiş,
O güzel, o gülüşü cennetin fragmanı olan kadın,
Şimdi hangi rüzgârın koynunda uyuyor, kim bilir?
Her gün aynı saatte düşerim Ergani’nin yollarına,
Bir yanım memuriyet yükü, diğer yanım yarım kalmış bir hikâye.
Kimse sormaz, "Veysel, bu gözler neden bu kadar yorgun?" diye,
Çünkü kimse bilmez; bir insanın bir şehri değil, bir kalbi terk edişini,
Ve o kalp terk edildiğinde, geride kalan enkaza "hayat" deyişini.
Şimdi soruyorum aynalara, o benden giden neydi?
Bir bakış mıydı, bir gülüş mü, yoksa çocuksu bir hayal mi?
Zaman dediğin şey, bir muavinin çantasında unuttuğu o bilet gibi;
Geçip gidiyor, geriye sadece tozu dumanı kalıyor.
Ve biz, hala o boş koltuklarda, hiç gelmeyecek olanı bekliyoruz.
Bak, yine akşam oldu, Ergani’nin tepelerinde güneşin rengi kanıyor.
Yine bir muavin geçiyor yanımdan, ellerinde kirli bir bilet,
Sanki herkes bir yere yetişiyor, bir tek ben kalmışım bu yalan dünyada.
Eskiden olsa, "gelir" derdim, "yollar kısalır, kavuşuruz" derdim.
Şimdi yollar sadece uzaklaştırıyor,
Şimdi yollar sadece iz bırakıyor, bir de bitmek bilmeyen sancı.
Seni, bir şiirin en son dizesinde bıraktım,
Hani o hiç bitmeyen, hani o cevabı hep eksik kalan mektuplarda...
Bir güzel sevmiştim, evet,
Sanki bir daha hiç kimseyi sevemeyecekmişim gibi,
Sanki dünya o bir çift gözden ibaretmiş gibi,
Yemin ederim, bir güzel sevmiştim,
Şimdi bütün şehirler şahit, bütün ayrılıklar benden sorulur.
Gelme artık, zaten yollar sana düşman,
Zaten bu şehir, bu gökyüzü, bu hayat bana dar.
Sen o sevda masalında, o ilk günkü gibi temiz kal,
Ben ise; bir kitabın sayfaları arasında,
Kendi isyankar, kendi yorgun, kendi yaralı,
Bir "Veysel" olarak kalayım bu gurbet elinde.
Çünkü sevmek, biraz da tükenmektir arkadaş;
Harcadık gençliğimizi, harcadık umutlarımızı,
Geriye sadece şu satırlar, bir de geçmeyen o sızı kaldı.
Bir güzel sevmiştim, ah o güzel...
Vursan da geçmiyor, sussan da dinmiyor,
Bu gurbet, bu ayrılık, bu hasret;
Yeminle, bir tek benim yüreğime yakışıyor.
Kayıt Tarihi : 12.07.2026 15:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!