Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda,
İzin ver hey ağam ben de gideyim
Ah çekip de arkam sıra ağlar var
Bakarım bakarım sılam görünmez
Aramızda yıkılası dağlar var
Coşkun sular gibi akıp durulma
Devamını Oku
Ah çekip de arkam sıra ağlar var
Bakarım bakarım sılam görünmez
Aramızda yıkılası dağlar var
Coşkun sular gibi akıp durulma




*** Sayın Behramoğlu ***
Yukarıda ki yorumsal makale tafsilatlı da olmasa, bir çok kanayan
yaraya parmak basmışsınız. Ancak üzülerek diyorum ki, bu acı
serzenişi kaç kişi doğru algılayacaktır?
Bakınız bu gün Ülke Nüfusumuzun % 60 ı bütün melanetlerin ve
Savaşların DUA-NİYAZ-HATİM-SALAVAT ve Ebabil kuşlarıyla
halledileceğini düşünüyorlar? Hala bu gün Afata-tufana, deprem
ve her türlü zelzeleye fıtrat-ı kader diyorlar. Bu kadar bilim ve
felsefeden uzaklaşmış bir topluma tarihsel devinimi anlatamazsınız?
Anlamazlar ve anlamayacaklardır?????
-----------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
biz çoktan öldük sevgilim, senin gördüğün duvardaki gençlik resminiz, ah bu zalim dünya, ah persopolis'de gömü arayan o kovboy çizmeli defineci, ah ki ah
yağdı yağmur çaktı şimşek bir şiirimsi...
ataol şiiri bizden oku koçum, bizden;
adını hecele süreyyanın,
ve kaç asırdır suskunsun sen mo/na/li/sa…,
ki sen anadolu gırtlaklı bir kayyumsun,
kimse senin gibi söyleyemezken,
öyle doğal gelir ki sana çağırmak adımı,
ve gırtlağından süzülen sesine
ömrümü feda etmek istemem de keza bana…,
sen;
elmacık kemiklerinden akan
eflatun ırmakların çakıl taşları ile,
üç taş oynayan…,
ihramı iç/inde mütemadî bir umrede,
yalınayak seyy/ah/sın,
ve
çocuk yürekli bir çukurova bozlağına
her veda edişimle çoğalan,
aşkın salyalarından tiksinmeyen
ben,
kalbinin ılık suyunda,
gurbet garipliğimi saklarken,
pişkin bir vefasızlıkla…,
buyurgan nefsimin,
yüreğine attığı tırnak izlerinin,
tahammülle bağışlayanısın…,
ah;
çektirdiğim arsız çilelerin çilekeşi,
ki sen gece yarısı uykundan uyanıp,
yumulu gözlerinle,
mısralarına heceler seçen sevdalısın…,
esirgeme benden de,
merhametle bakan gözlerini desem,
kederli nazarlarını önüne düşürürsün,
bahtı gibi kömür gözlüm,
ay ışığına yakılmış bir sonat gibi,
sarıl bana ey aşk,
sarıl ve yarama dokun…,
ki soğuk bir su içsem uzakta yâr üşür...,
ve
bir mektupsun o/ndan,
duadan ötesin...,
ah;
evet bir ah/sın sen,
yekûnu simmsiy/ah bir ah,
masumsun,
ve dervişinim...,
gözlerin bana derg/âh,
fermanım elindeki padiş/ah,
aşkınla ne üzgünüm ne de derbeder,
sıyrıldım yaşamın yüklerinden hep birer birer,
turuncu gülüm,
gerisi boş,
sen sağlığından ver haber;
ömrüm geçiyor seninle,
nerde tasa ve keder,
açmış kucağını bizi bekliyor sonsuzluk;
all/ah/uekber…,
o/nun ismini anarken
yâdıma gelen ismini sevdim,
neyin varsa sevdim senin,
neyin yoksa hepsini,
ne o/na şirk koştum,
ne de ruhunu yoldaşsız bıraktım…,
eşsiz ruhunu sevdim,
benliğimi sana verdim,
ve daha ötesini bulursam aşkın,
yine sana sunacağım,
antik bir sunakta…,
bir itirafta bulunacağım,
kitapları dahi,
bende bir tortu bırakmaları için değil,
sana yazarken,
daha güzel heceler bulabilmek,
o zarif, hikem buhurlu sözlerine,
daha denk cümleler kurabilmek için okuyor
ve her satır arasında,
seni arıyorum harf harf…,
ah;
yürürken rastladığım insanları süzüyorum,
senden beyzadesinin olmadığını
tekrar tekrar görmek için
yeryüzünde…,
ki yok hocam;
bunca ömürlük kaybın üstüne,
bahtımın yıldızının bu kadar
parlayabileceğine inanmak,
daha zaman alacak belli ki ve/ss/elam…,
çile kitabımın yakamozu saçlarıma,
artık tek bir tel ak daha düşmesin,
sensiz…,
diyârında kalayım hep,
saklanayım üç kat perdeli halinin esrarına…,
gözlerin;
gözlerimin önünde olsun sürekli
ve vakti geldiğinde,
ötelerin ilhamlarıyla
dizlerinde öleyim…,
ah;
Bazı şiirler güzelliklerini kusurlarından alır,
"Yaşayan" Türk Şairlerinden, Edebiyatçılarından,
Kendi tanımıyla, "yetenekten çok çalışkanlığı" ile öne çıkan,
Üretken
Çevirmen,
Hukuktan, adaletten yana
Biri...
Güne gelen şiir mi?
Sanki "mensur şiir..." Düz yazıdan, şiir ya da...
Öne çıkan, "bir gün mutlaka yeneceğiz" diyerek dünyada var olan zulmü, savaşları çıkaran ve o savaşlarla ekonomik çıkar elde etmeye çalışan "küresel güçleri", ezilen halkları, mesela Vietnam'ı, ölen bir köylü kızını ve hayatın karmaşasını, bir umudu, bir tükenmişliği işliyor,
Eleştirilebilir elbet,
Kendisi de eleştiriyor zaten, kendisini...
Ama "çalışkanlığını", kişiliğini, üretkenliğini gözardı etmeden,
Seviyeyi düşürmeden,
Mümkünse...
....
Bir öneri, kendisiyle özdeşleşen bir başka şirini okuyun,
Eminim daha iyi tanıyacaksınız, şairi...
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol Behramoğlu
Saygıyla, şaire...
Daha önceki yıllarda da günün şiiri yapılan bu şiirle, şuurla uzaktan yakından alakası olmayan yazıya biz o zaman gereken yorumu yapmışız ve dediklerimizin aynen arkasındayız.
Yahu bunun neresi şiir? Bu şiirleri günün şiiri seçenler kim merak ediyorum. Ya şair bozuntusu Yılmaz Erdoğan gibileri ya da eş-dostu seçiyorlar. Şiir dediğin insanda duygu yoğunluğu oluşturmalı, bunlar karalama defterinden alıntılar...
Hem bu sarhoş yavelerini şiir diye yazan adamı hem de, onu günün şiiri seçip buraya taşıyan jüriyi şiddetle kınıyorum ve yeter artık, zırvaları zirvelere taşımaktan vazgeçin de, herkesin ya da ekseriyetin istifadesine medar olacak, muhtevasında şuur ve mana ve de hikmet bulunan şiir gibi şiirler seçip, müştaklara takdim edin.
Şair ya illa sadrazama şeyülislam a laf edecek...
özlenecek ne kalmış bu dünyada
yüzünü sesini acısını tadmadığım dostlardan başka
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta