Sabahları artık bir başlangıç gibi gelmiyor,
daha çok
yarım bırakılmış bir cümlenin
yeniden okunması gibi.
Uyanıyorum,
ama içimde uyanan bir şey yok.
Sadece bedenim görevini yerine getiriyor,
alışkanlıkların itaatkâr askeri gibi.
Aynaya baktığımda
yüzüm tanıdık,
ama bakışlarım sanki
bir süredir başka bir yerde çalışıyor.
Gözlerimde ne umut var
ne de açık bir karanlık;
sadece uzun süre taşınmış
bir düşüncenin ağırlığı.
Genç olduğumu söylüyorlar,
bu kelimeyi
bir avantaj gibi sunarak.
Oysa gençlik,
her şeyi erken fark etmenin
sessiz bedeli bazen.
Sokaklardan geçiyorum,
insanlar konuşuyor,
gülüyor, acele ediyor.
Hepsi bir yere yetişiyor gibi,
ben ise
hangi yoldan vazgeçtiğimi
hatırlamaya çalışıyorum.
Yorgunluğum
bir uykusuzluk değil,
bir günün fazlalığı da değil.
Bu,
her sabah yeniden
aynı soruyla karşılaşmanın yorgunluğu:
“Bütün bunlar
gerçekten benim mi?”
Hayat benden bir şeyler istiyor,
bunu hissediyorum.
Ama ne istediğini
açıkça söylemiyor.
Ben de yanlış cevaplar vermekten
yoruldum.
Bazı akşamlar
sessizlik bile gürültülü geliyor.
Düşünceler
sandalyeleri çekip oturuyor zihnime,
kalkmaya niyetleri yok.
Her biri
aynı anda konuşmak istiyor,
ama hiçbiri
gerçekten bir yere varmıyor.
Sevmeyi öğrendim belki,
ama tutunmayı beceremedim.
Çünkü bazı şeyler
insanı ayakta tutmak yerine
yavaşça çökertebiliyor.
Bazen güçlü görünmenin
en zor kısmı,
kimseye kanıtlamak değil,
kendine yalan söylememek.
Gelecek hakkında sorular soruyorlar.
Cevap vermiyorum.
Çünkü geleceği düşünmek için
önce bugünü
taşıyabilecek kadar
hafif olmak gerekiyor.
Yine de tamamen karanlık değil içim.
Sadece ışık
yüksek sesle yanmıyor.
Belki küçük,
belki uzakta,
ama hâlâ sönmemiş
bir yer var.
Ve ben
henüz gitmedim.
Bu da bir şeydir.
Kayıt Tarihi : 19.12.2025 23:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!