Bir boşluk ki, bir kuyunun dibi kadar derin,
Oraya sığmaz ne bir anı, soğuk ve serin.
Eğer ki kastınsa tamamen silinip kalmak,
Sessizce yürü bu yolda, kendini bırak.
Onu al, sar her yerini, görünmez kıl da,
Kendi özünden gelen, o sızıyı bil de.
Sev, her haliyle, kusuruyla, canıyla sen,
Aynı boşluğa düş, hem de hatasıyla hemen.
Sadık kal, bir dağ gibi, o yerinde kalsın,
Sen, her fırtınada ona, o ellere yansın.
Sanırsın ki bu yol bir vuslattır, bir son,
Bilmezsin, bu bir gidiştir, bitmeyen oyun.
O, zaten gider, yavaş yavaş, sessizce de,
Sevginle erir, bir mum gibi, hissizce de.
Çünkü o boşluk, dolmaz ki sevgiden yana,
O boşluk, yokluğun ta kendisiymiş sana.
Sözün bittiği yerdir, beklenen bu veda,
Verdiğin her sadakat, olur onda bir seda.
Ne kadar seversen sev, tutamazsın elini,
Rüzgâr nasıl savurursa, savurur sevdiğini.
Ne yapsan da, o zaten gönlünden gidecektir,
Sevginle en büyüğü, en derin acıymış meğer.
Boşa yorma kendini, boşuna ter dökme,
Gidecek olan elbet gider, yokluğa terk etme.
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 02:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!