Yan yana durduğumuz zamanlarda, bazen bakıyorum ben gibi kokuyorsun. O zaman anlıyorum teninin tenime karıştığını. Adı aşkmıydı bunun, sevgi , tutku ya da her ne ise. Vuruldum işte tam kalbimden. Öylesine kutsal bir mutluluk ki bu, yüreği titrer ölür de ölmezmiş insan. Her deminde can bulurmuş sevgilinin yanında. Soluğu bile yermiş. Ateşe sevdalı pervanenin bile isteye ateş etrafında raks edip ölmesiymiş aşk. Bir anı ömre bedel, hiç bir şeyle değiştirilemeyenmiş.
Sonsuzluğa uzanmış, bucağı gökle birleşen deryada, gözü kapalı yürüyebileceğini sanmakmış. Böyleydi seni sevmek, saçma sapan şeylerin yanında anlam bulmasıydı. Bizden evvel orada bulunmuş sevgililerin hayaletlerine karışıp, aşka selam durmakmış. Bir rüya sandım, açtım gözlerimi. Yüzüm ellerinin arasındaydı. Gözlerin öyle derin anlamlar yükledi ki gözlerime, dünya durdu sandım. Ve ellerin, ellerimin nicedir kavuşmayı beklediği vatanıydı sanki. Tutsam ömür boyu, ellerin karışsa ellerime. Ben sendim. Sen de ben. Yan yana yürek yüreğe yürüyen iki divane. Ayakların ayaklarımdı sanki. Çırılçıplak toprağı yara yara yürüyen. Göğsünün üzerinde çırpınan kuş, konuvermişti yüreğime. Can katmıştı canıma. Sesinle duyuvermiştim kâinatın sesini.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Duygu yüklü şiirinizi
beğeni ile okudum
dilibize sağlık
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta