Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi,
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi!
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular,
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi.
Üşüştü birer birer çakallar üzerime,
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime.
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler,
Teşhis edilmek için savurdular önüne.
'Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım!'
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım!
Beni milyon kere yaktılar üstüste.
Bir Anka kuşu gibi anne,
Kendimi külümden yarattım.
Geceler tanır beni; konarım göçerim ben.
Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben.
Anne, sen beni unut. Karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.
Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi,
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi.
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı,
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.
Prometeus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim.
Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında.
Aslanlara yem oldum, tükendim.
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum,
Kerbela çölünde Hüseyin.
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan.
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu?
'Tanrılardan ateş çaldım,'
Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım.
Bir Anka kuşu gibi anne,
Kendimi külümden yarattım.
Kayıt Tarihi : 17.09.2000 12:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




İyi niyetinizden ve pozitif saygılı yaklaşımızdan şüphem yok. Ama ilk mesajınızı destekleyen ikinci mesajınız ile mevzuda bir farklılık oluşmadı. Ya da benim mesajımdaki değindiğim konulara pek karşılık gelmedi. Hassasiyetleriniz ve konulara bakış açınızı anlıyorum ve bunlara diyecek bir şeyim yok. Sorun değil. Herkes kendi paradigmalarında durabilir. Eyvallahım kalsın...
Bu şiirdeki objeler ile haksızlığa ve zulme direnç, güçlüye karşı mücadele, azın çoğa karşı olan duruşu ve yönelimin sesidir bana göre. Şiirden bağımsız olarak düşünürsek bunlar kötü bir şey midir veya bunlara kim negatif yaklaşabilir?
Ya da bu şiir Marksist, Leninist, Maoist, veya PKK sempatizanlığı çerçevesi içinde nasıl değerlendirilebilir ki? Yani bunlar bu şiirin neresinde var?
Diğer taraftan; bazı yorumlarda bazı şiirler için okuduğum üzere, şiiri sadece inanç ve siyasi perspektif üzerinden değerlendirmek ne kadar doğrudur? Şiirin kendi dinamiği tüm bu kavramlardan bağımsız değil midir? Söz sanatları, sembolizm, imge, ahenk ve estetik ile bu kavramlar nasıl içiçe geçebilir veya birlikte nasıl değerlendirilebilir?
Bütün bunlar bir kenara itlip eleştiri yapılması, sanatçıyı kendi penceresinden değerlendirmek sanata ve sanatçıya haksızlık değil mi? Zira bu haksızlık bir gün gelir herkese yapılmaz mı?
Yusuf Hayaloğlu yakın geçmişteki lirik şiirin temsilcilerindendi. Şiirlerindeki duygusallığı sosyal ve toplumsal konular ile homojen bir şekilde bütünleştiren şairlerimiden biriydi. Kendine has tarzı ve söylemleri ile şiirde tutturduğu ahenk ve ritmi ile, burjuvazi anlayışın dışında kalıp halkçı ve içimizden biri gibi hissettirdikleri ile bir kitlesi ve okuru olan bir şairdi. Mekanı cennet olsun...
İnsanın Kimliğinin parçalanmasını o kadar belirgin kelimelrle anlatması, Bir Anka kuşu gibi anne, Kendimi külümden yarattım. derken bütün yıkımlara rağmen yeniden doğmayı, Kırmızı kanı, devrimi, tutkuyu; siyah ise ölümü, yas ve karanlığı çağrıştırması Şiiri okurken okurda sanki bir ağıt ya da bir destan dinliyormuş hissi oluşuyor... Seni saygı ve özlemle anıyorum.
TÜM YORUMLAR (38)