Dokuz kapı geçtim devran içinde,
Bir "Hu" sesi duydum her bir biçimde.
Toprak sustu, nefis yandı içimde,
Erenler ceminde bir an olmaya.
Edep hırkasını giydim eğnime,
Hakikat mührünü vurdum beynime.
Dünya malı sığmaz oldu heybeme,
Bir garip dervişçe mihman olmaya.
Gözüm yumdum, gönül gözüm açıldı,
Karanlık dağıldı, nurlar saçıldı.
Aşk şerbeti yudum yudum içildi,
Vahdet deryasında umman olmaya.
Gündüz hayal oldu, gece ise nur,
Teslim olan kalpte bulunur huzur.
Hangi yana baksan o hazır durur,
Yaradan emriyle ferman olmaya.
Aslına rücu et, ey insanoğlu,
Zikreyle dilinde o kutlu yolu.
Dikenin içinde bulursun gülü,
Derde derman arayıp kurban olmaya.
Veli dediğin bir gizli hazine,
Bakmazlar dünyanın yalan yüzüne.
Sözleri merhemdir mümin özüne,
Sırat köprüsünde imkan olmaya.
Sabır ile pişti bu ham meyveler,
Sessizce ağladı gökte melekler.
Kabul oldu nice halis dilekler,
Rabb'in kapısında hayran olmaya.
Gökten su iner de toprağı sular,
Mecnun olan elbet Mevla'yı arar.
Aşk ateşi kalbi her dem yaralar,
Közün ortasında harman olmaya.
Dokuzuncu durak, vuslatın yeri,
Bırakıp arkanda gamı, kederi.
Silsinler alnından akan o teri,
Saf Beyaz ışıkta ferman olmaya...
Hasan Belek
08 02 2026- Akçay
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 12:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (2)