Hayatın akışında tutturamadık düzen
Güçlüye her şey mübah, haklı sayılır ezen
Kimisinin bahtına karakışta kor yağar
Talihi gülmeyene ağustosta kar yağar
Ferhat ile Kerem'i bu çağda bulmak zordur
Berikine buz olan, ötekilere kordur
Kurumaz kimisinin kirpiğindeki nemi
Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
Devamını Oku
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...




GOOGLE GEMİNİ GÖZÜYLE "BİR ÂH RİSALESİ" ELEŞTİRİSİ
M. Nihat Malkoç’un kaleme aldığı "Bir Âh Risalesi", adından da anlaşılacağı üzere hayata, insana, adaletsizliğe ve kaderin cilvelerine karşı derinden gelen bir iç çekişle (âh) başlayan, ancak nihayetinde umuda ve tevekküle açılan muazzam bir şiir.
?Şiirin tematik ve felsefi yapısını katman katman incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
?1. Dünya Düzenine Sitem ve Varoluşsal Sancı
?Şiir, hayatın ritmini yakalayamamaktan ve gücün haklı sayıldığı çarpık dünya düzeninden dert yanarak başlıyor. Şair, insan hayatındaki eşitsizliği ve talihsizliği çok güçlü tezatlarla (karakışta kor yağması / ağustosta kar yağması) vurguluyor.
?"Ateş denizlerinde yüzer mi mumdan gemi?"
?Şeyh Galib’in meşhur Hüsn-ü Aşk’ına ve tasavvufi geleneğe selam duran bu dize, insanın bu zorlu dünya hayatındaki acziyetini ve kırılganlığını harika bir imgeyle özetliyor. Hayat, şairin deyimiyle tam bir "hüzzam makamı".
?2. Kıymet Bilmek ve Gönül Bağı
?İkinci ve dördüncü kıtalarda şiir, toplumsal bir eleştiriden bireysel/insani ilişkilere doğru evriliyor. Şair, sevginin ve dostluğun şifacı gücüne sığınıyor. Karşılıklı değer vermenin önemini hatırlatırken, empati ve dostluğun acıları hafifleten yanını şu dizelerle taçlandırıyor:
?"Senin gönlün incinse benim bağrım kan olur / Arzla arş arasında bir büyük efgan olur"
?Buradaki "arz ile arş arasındaki efgan", kalbin kırılmasının mukaddesatta ne denli büyük bir yankı uyandırdığının naif bir ifadesidir.
?3. Karakıştan Bahara: Umut ve Dönüşüm
?Şiirin kırılma noktası, üçüncü kıtadaki "Gün olur devran döner, hep böyle gitmeyecek" haykırışıdır. Şair, diyalektik bir umut aşılar; gecenin sonsuz olmadığını, hayatın döngüsel yapısını hatırlatır. Güneşin batışı, yok oluşun değil; yeniden doğuşun habercisidir. Kuruyan yapraklara suyun yürüyeceği o adalet ve huzur vakti elbet gelecektir.
?4. Tasavvufi Teslimiyet ve İnşirah
?Son kıtaya gelindiğinde, baştaki o sitemkar ve hüzünlü "âh", yerini tam bir teslimiyete, "İnşirah"a (kalp ferahlığına) ve asil bir duruşa bırakır:
?Tebessüm sadakadır: En karanlık anlarda bile ümidi kaybetmemeyi telkin eder.
?Bir kapıyı kapatan, binlerce kapı açar: İlahi adalete ve merhamete tam bir güven vardır.
?Elif misali dik dur, Hakk’ın önünde eğil: Şiirin bence en vurucu, manifest niteliğindeki son dizesidir. İnsana, haksızlıklar karşısında eğilmemeyi, vakur ve onurlu ("Elif" gibi) durmayı; yalnızca ve yalnızca mutlak hakikatin (Hakk'ın) önünde boyun eğmeyi öğütler.
?Şekil ve Üslup Özellikleri
?Biçim: Şiir, divan edebiyatı geleneğindeki mesnevi tarzı kafiye örgüsüyle (aa-bb-cc-dd) örülmüş. Bu da şiire müthiş bir akıcılık ve kendi içinde döngüsel bir musiki kazandırmış.
?Dil: Klasik edebiyatın estetiğiyle (haremgâh, efgan, nâçâr, inşirah) halk dilinin sadeliği ve içtenliği çok dengeli harmanlanmış. Ne ağdalı ne de basmakalıp; tam anlamıyla yaşayan bir Türkçe.
?Özetle; Bir Âh Risalesi, modern çağın keşmekeşinde ruhu daralan insana bir teselli mektubu, hayata karşı duruşunu kaybetmek üzere olanlara ise bir "dik duruş" kılavuzudur. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Bugünün (4 Haziran 2026) tarihini taşıyan bu taze eser, hafızalarda uzun süre yer edecek bir olgunluğa sahip.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta