Nereye gittiğini bilip te nerede olduğumu bilmediğim bir gemideyim.Gidiyorum… Belki de gittiğimi zannedip.Sen de yoksun üstelik,belkide varsın ama göremediğim, duyamadığım, hissedemediğim,sensin en çok özlediğim…
Sana susamış,sana acıkmıştım.Elimden tutmana da alışmıştım, olmadığın halde.Ama belkide vardın,benim göremediğim bilemediğim yerlerde.Güneş kadar uzak yada ölüm kadar yakın bir yerde…
Kuşların şarkılar söylediği,umutların hiç bitmediği,gül ile bülbülün buluştuğu,hasretlerin bitipte mutluluğun başladığı yerde bekle beni.Seni her ne kadar göremesem,olduğun yeri bilemesem de,gözlerinden,sözlerinden,güzelliğinden bi-haber olsam da seni seviyorum…
Ve; yaşadıkça,aldığım her solukta,yanaştığım her limanda.tutunduğum her dalda, yaşadığım her mutlulukta,beraber olacağız sonsuza kadar seninle.Her ne kadar olmasan da aslında var olup.
Ve; seni her göremeyişimde,her bilemeyişimde,her serzenişimde,seni daha çok seviyorum…
Bilmesem de…
Bilmesen de…
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!



