Zamanın dilsiz çarkında, bir an’a hapsolmuş cevher,
Nedir bu ten denen kafes, içindeki hangi sefer?
Düşünce; dipsiz bir kuyuya atılan sığ bir taş,
Varlık; hiçliğin kıyısında verilen o sessiz savaş.
Bakıyorum eşyaya; adı benden, tadı benden değil,
Zihin denen bu tiyatroda, sahneler gerçeğe kefil.
Ben mi dünyayı kuruyorum, dünya mı beni yıkıyor?
Hangi nehir kendi yatağından, kendine akıyor?
Bir "öz" aradım yıllarca, sıfatların tozlu katında,
Meğer hakikat gizliymiş, o saf sessizlik katında.
Özne dediğin; aynadaki aksine inanan bir hayal,
Zıtlıklar raks ediyor ruhumda, ne helal ne de haral.
Bilmek; acının perdesini aralamakmış meğer,
Anlamak; tüm bildiklerini feda etmeye değer.
Boşlukta asılı bir soru işaretiyim şimdi,
Cevabı kendinde saklı, bir varoluşun en derini...
Sinan Bayram
Sinan BayramKayıt Tarihi : 23.1.2026 18:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!