Aşkhanem dediğim
bir mülk değil, bir iddia hiç değil,
daha çok başıma gelmeyen bir durum,
seninle aynı anda var olmaya razı olmuş
bir mekan.
Dilimin ucunda kalmış ne çok cümle var,
Yarısı sana, kalanı sustuğum yaralara.
Zaman geçer, insan büyür sanır ama
Bazı sevgiler yaşlanmaz, sadece derinleşir.
Bir mektup yazsam, nereye yollarım seni?
Bu tenha kasaba da gezinirken,
kalbimdeki o garip hisle
sarhoş adımlar atıyordum.
Bir an bile engebeli olsa bu yol,
tenimdeki dokunuşun
bana yolumu gösteriyordu.
Sana gelirken hiçbir şey düşünmedim.
Şehirden çıkarken, tren penceresinden bakarken
birkaç sokak, birkaç ışık;
ve gözlerimde sana varan yorgun bir sabah...
Ellerin bana kaç kere uzandı bilmiyorum.
Hangi durakta bekledin ki beni ?
Ağır ağır sarar etrafımı kederlerim
Yaşama isteğim kalmadı gitti gençliğim
Artık yalnızlığa boyun büker diz çökerim
Sevdamla birlikte kör talihin ellerine düşerim
Ey hancı gidenin ardından kalanın çilesi bitmez
Dokundun, içimde kıyamet koptu.
Yanımdan usulca saçların geçti,
Zaman durdu, dünya sustu.
Seninle yanarken, kim söndürür bu ateşi?
Gözlerin bir şarap misali beynimde,
her yudumda daha çok sarhoşum.
Elinin gölgesi düştü akşamın alnına,
ben bir cümleyi yarım bıraktım sen diye.
Biliyorsun, bazı kelimeler vardır
aşktan önce susar, sonra insanı yıkar.
Saçların,
Aşkın envâr-ı tecellîsinde,
Dünyamı aydınlattın.
Bu âciz gönlümün kuşat-ı hicrân"ında,
Bir nûr-i imtidâdla belirdin.
Gözlerin mahbes-i esrârımdır.
Kirpik uçlarında sakladığın ihanet,
Gözyaşını giyinmiş masum gibi zarif.
Sen bana değil, sen kendine eziyet,
Ve ben… bu hususta en sahici tarif.
Sana yazdığım onca şiir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!