Hastane odasında ölmek istemiyorum,
çünkü orada ölüm bile aceleci.
Her şey ölçülmüş:
nabız sayıya,
acı grafiğe,
insan ihtimale indirgenmiş.
Beyaz duvarlar masum değil,
sadece tarafsız.
Hiçbir şey söylemezler
ve bu yüzden her şeyi kabul ederler.
İnsan, burada
kendi sessizliğinin tanığı olur.
Serumlar bir şey iyileştirmez,
sadece süre kazandırır.
Zaman, damla damla geri verilir
ama anlam geri dönmez.
Beden kalır,
varlık askıya alınır.
Düşünüyorum:
Bir insan ne zaman eksilir?
Canı alınırken mi,
yoksa adı unutulurken mi?
Bir makineye bağlandığında mı,
yoksa kendini açıklayamadığında mı?
Burada herkes doğruyu yapar
ama kimse “iyi” değildir.
Çünkü iyilik
prosedürlere sığmaz.
İnsan olmanın fazlası
bu odalarda gereksizdir.
Ölümden korkmuyorum belki,
ama anlamsızlıktan korkuyorum.
Bir hayatın
sadece sürdürülebilir olması,
yaşanmış sayılması için
yeterli midir?
Pencere var,
ama manzara yok.
Gelecek var,
ama yön yok.
Bu bir tedavi değil,
bu bir bekleme biçimi.
Hastane odasında ölmek istemiyorum,
çünkü orada insan
kendine çok geç sorular sorar.
Ve bazı sorular
cevaplanmadan kalırsa
hayat eksik kalır.
Ben ölümü değil,
indirgenmeyi reddediyorum.
Bir çizgiye dönüşmeyi,
bir kayda düşmeyi,
bir “durum” olmayı.
Eğer gideceksem bir gün,
bir düşüncenin içinden gideyim isterim.
Bir anlamın ucunda,
yarım kalmış bir cümlenin kıyısında.
Çünkü insan,
ancak düşünüldüğü kadar yaşar.
Kayıt Tarihi : 24.12.2025 23:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!