Günlerden bir gün ça ça ça demiş köyün delisi,
Nedense yada niyeyse.
Sonra damperli kamyonlar,
Sonra florasan lambalar,
Sonra beyaz çoraplar.
Bende biliyorum senin istiridye kabuğunda uyuduğunu,
Bende biliyorum benim biçare ellerimin sana uzak olduğunu.
Sana en çok sana yazıldım ben,
Bazen harici,bazen dahili bazen de gayr-i ihtiyari.
Ne seni bekliyorum nede bir başkasını,
Benimkisi kendi içimde bir c'enin yürüyüşü.
Yürüyüp de gidiyorum,
Kavl-i leyyin bir sessizlikte.
Üzerimde devrik cümlelerin yorgunluğu,
Yılkı atların özlemi kadar hara’ya.
Alabora,
Medcezir,
Denizaltı.
Sana çok uzaklardan yazıyorum,
Burası duman altı.
Pi sayısı,
E = mc^2,
Ve newton beşiği.
Laubali ve isterik hazlar arası şuh noktalamalı gidişler,
Evvela virgül,evvela histerik,evvala işveli.
Parizyen çorapların ülkeye girişine istinaden değildi hiçbir şey,
Natüralist ve öfkeli hikayeler de yoktu içtimai meşguliyetlerde.
İki gün olsun istiyorum cumartesiler,
Uzun olsun öpüşmeler ve sevinçler.
Nümerik alaşımlar ,
Deniz mavisi lal,
Önce yo-yo sonra derince rabıta,
Solfej yada kapı anahtarı boşlukta.
Resmi hizmete mahsus imkanlarım vardı,
Tropikal meyveler kadar sulu ve ekşimsi.
Ağır tonajlı kelimeler taşıyorum her gece,
Duygusal romantik ve spesifik.
Fuşya yada çakıl taşları gibi,
Ayaklı uyaklı üstelik raf raf.
Sana siyah tümceler getirdim,
Çok karışık,çok alengirli ve mutaassıp.
Kanaviçeler de önemli en az kasnaklar kadar,
Sonra düğüm düğüm yada kördüğüm oluşumuz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!