Bern, İsviçre’nin başkenti! Ben de Bern’e başa yakışan bir ‚başkent‘ diyorum. Öyle nazlı nazlı tepelere yaslanmış, Aere nehirinin kolları arasında kendi romantik büyülemesini edebi ve estetik bir güzellikle taçlandırmış eşsiz bir başkenttir Bern!
İsviçre’yi ben, doğanın tektonik kırılmalarıyla ve jeolojinin dünya coğrafyasında özel bir konumla yarattığı bir ülke olarak görüyorum. Bu ülke de, deyim yerindeyse dünya coğrafyasında tektonik kırılmaların dansettiği ülke demek kesinlikle abartılmış bir ifade olmaz! Parlemonto binasından Aere Nehiri’ni seyrederken sadece Bern’i değil, bütün dünyayı da sevgi yeşilliğiyle ve bulutlarla beraber kucalayarak muhteşem bir aydınlığı içinize nefes olarak çekmenin coşkusunu yaşayacaksınız.
Doğanın yeşillikklerle kaplı, gökyüzünün mavisiyle renk renk önümüzden akıp giden Aare Nehiri’nin kolları arasında ninni söyleyen bu kent hiç bir övgüyle övülemez. Burada bu gün muhteşem bir hava vardı ve sekiz saat kadar şehirde ve nehir kenarında yürüyerek bu şehiri tanımaya çalıştım. Bol bol resimler çektim, hatıralarımda kalması için. Ama içimde ki, Onun eksikliğini giderecek bir köşeyi bu kente de bulamadım.
Bern, sadece görüp gezmekle güzelliği tadılacak bir kenttir. Anlatmakla, bu şehiri sokak sokak betimlemekle bile Bern’i anlatmak imkansızdır. Üç günlüğüneBern’de yaşayan arakadaşım Andreas’la bu kenti doya doya gezeceğim.
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta