Berat Uyanık 1989 yılında, İstanbul’da doğdu. Pertevniyal Lisesi’ndeki orta öğretimi boyunca, ki buradan memnundu, kurduğu The Akheron isimli aykırı müzik grubu ve akabinde gelen sahne hayatı eğitimine köstek olmasına rağmen, bestelediği şarkıların sözleri onu yazın hayatına başlatmıştı. Solist olduğu süreçte amatör olarak da klavye ve bateri çalan yazar, makale ve deneme türlerinde de yazılar yazdı. Sonrasında yaptığı müziğe katlanamayıp 2009 yılında aktif müzik hayatına ara vererek, lisans eğitimi gereği Muğla’ya yerleşti. Muğla Üniversitesi’ ...
İncecik dudakların
Zambak beyazlığında tenin
Lotus çiçeği tohumunda tadın
Kokun
Kokun ki betimsiz
Yalnızlıklarımız
Katliam yaptığım olay mahallindeyim
Alnımın pervazından görüntüler sızıyor
Kapının önündeki zümrüt yeşili çimenler
Tıpkı o gün gibi şakıyor meltem eşliğinde
Bir put ve bir perestin hikayesi bu
Rastgele açan sonbahar çiçeklerine karışan iki kişi
Ah o kendi kendini hayattan çekenler yok mu
Ne büyük saygı duyarım her birine
Kendi kendinin celladı olup, intihar eden
Bunu bir seçim hakkı olarak kullanan
Varlıktan yokluğa geçenler
Kapıların sert kapanışı sessiz
Vurgular artık çaresiz
Cıvıldamaz hiçbir kuş
Serçelerin ziyaretleri pek yaslı
Çalılar, palmiyeler, başaklar hışırdamaz
Çağıldamaz ırmaklar, dereler, şelaleler
Çırılçıplak geçmeli gecelerimiz
Sabahları toz mavisi serpmeliyim üzerine
Kahvaltı ihtiyacımızı sevişerek yapmalıyız
Işık hızında olup, ışık yılı sürmeli
Kendi filmlerimizi çekip, izlerken canlandırmalıyız
Her yerde bölüşmeliyiz beni senle, seni benle
Senli başlayan günlerimin
Sensiz bitmesinden iğrendim
Her gördüğümde gebe kalan gözlerimin
Göremediğimde piç kalışından iğrendim
Yağmur taşıyıcısı kirpiklerimin
Göz bebeklerimizi emzirmesinden iğrendim
Alev alev yanıyor bedenimin her zerresi
Soluduğum hava yumruk yumruk oturuyor diyaframıma
Gözyaşlarım çiselemiyor artık, sağanak
Gözlerimi kapatıyorum kapaktaki perdede sen
Açıyorum, ekranda yine sen
Uyuyorum senli kabuslar
Gel bakalım 2014’ün sonuna arkadaş. Çek kenara kafatasının içinde not tutan defterdarı. Sor da anlatsın o milli piyango biletini aldığında yaşadığın heyecanı. Söyle de büyük ikramiye hayali kurduğunda çektiği fotoğraflarını göstersin sana. Israr et ses kayıtlarını da dinletsin. Yeni yılda yapmayacağını söylediğin işleri, unutmayacağını düşündüğün insanları, planlanan onca şeyin sözleşmesini göstersin sana. Alnına ebedi diye attığın imzaları, kazandığın dostluk çeklerini, kariyer diye eklediğin soğuk damgalı belgeleri hatırlatsın. Herkes iktidardır kendinde arkadaş. Herkes atar bol keseden kendi kendine. Ondandır hep unutma çabaları. Ondandır beynin defterdara ihtiyacı. Herkesin aklında üç beş dönüm noktası kalır. Gerisi tutturulur defterdara. Çünkü hükümet düşme aşamasındayken geçmişini hatırlamaz. Ve her yılsonu bir düşüş demektir. Sözüm sana arkadaş, dikkat et düşürürken kendi iktidarını. Bilinçli yaparsan bunu geriye ne karşılıksız çek, ne taklit imzalar, ne sahte belgeler, ne de montajlı videolar kalır. Arşive kaldıracak defterdara bile ihtiyaç duymazsın. Neyse arkadaş çok ağrımasın başlar. Sözüm kendimizedir; nice unutmak zorunda kalmayacağımız yıllara…
Gökkuşağı değilim ben
Tezatlıklar içinde belirginleşemem
Lakin belirginleşsem dahi yok olurum aniden
Kar tanesi değilim ben
Diğerleriyle birleşerek çoğalmayı hak edemem
Hak etsem bile yaşatamam türevlerimi
Hani insanların kimlikleri varmış ya anne
Hani onsuz dışarı çıkamazlarmış
Doğar doğmaz tutuştururlarmış eline
Ve hemen doğum tarihi yazılırmış üzerine
Hem de ölümsüzmüş kimlikler
Senin karnındayken duymuştum
underrated