Elimde tuttuğum akıp giden kum tanesi kadar uzaksın bana.
Şimdi ellerim bomboş, yüreğimse yaralı.
Yüzümde yılların yorgunluğu adeta hesap soruyor; şakaklarıma yer etmiş çizgiler.
Hangi hikayenin hangi kahramanıyım ki,
Bu denli umutsuzum?
Tenim parmaklarıma, dilim dudağıma küs.
Eflatun hüzünler her bir yana saçılmış.
Sarı bir umut rengi solgun.
Ayak parmak uçlarım yalıyor soğuk merdiven basamaklarını.
Bir, iki, üç derken karşımda o demir kapı;
Acılarımın son noktası.
Bir adım ilerisi sensizlik.
Korkuyorum; ayaklarım da titrek, bir adım adeta direniyor gitmemek için.
Artık dönüşü yok, bu son veda, son ceza.
Ilık ılık bir hüzün,
Kekremsi bir hatıra.
Saçlarımda sen kırıkları,
Ölü derimi sürüyorum.
Çingene bir his,
Ayaklarımın altından kayıyor mazi.
Ben istemedim bu sonu dese de dilim,
Mecburum.
Açılan kapının gıcırtısı korkutsa da giriyorum ve yavaşça kapanıyor gözlerim.
Üşüyorum, çok üşüyorum.
Bu ölüm mü, yoksa ruhuma dönüş mü bilmiyorum ama ilk defa inanıyorum.
Bir, iki, üç ve her şey bitiyor.
Artık özgürüm.
Zifiri karanlıkta bile bir ışık arıyor gözlerim,
Sessizliğin gürültüsü kulağımda yankılanıyor.
Her nefesimde senin kokun, her adımda izlerin siliniyor.
Bitti diyor beynim artık bitti o yok ama yeniden yeniden yazılıyor.
Gökyüzü genişliyor, rüzgarlar daha da serinleşiyor..
Kalbimin kapıları sonuna kadar açılıyor. İçerideki boşluk, dışarıdaki özgürlüğe dönüşüyor.
Şimdi sadece ben varım diyor dilim, bu benim zaferim artık biliyorum ben kazandım, ben.
19.05.2026 19:40
Kayıt Tarihi : 19.05.2026 19:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!